KİTAPLARIN SERÜVENİ

Türkiye tarihinde sansürlenen yazarlardan Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” kitabının çevirisi 60 yıllık çabanın ardından 4 Mayıs’ta Penguin Yayınevi tarafından yayımlandı. Biz de Ünivers olarak Türkiye tarihinde sansürlenen Sabahattin Ali, Nazım Hikmet ve Atilla İlhan gibi yazarların farklı gerekçelerle yasaklanmış romanlarını, öykülerini ve şiir kitaplarını derledik

 Penguin Yayınevi’nin Modern Klasikler serisinden 4 Mayıs’ta yayımlanan kitap Türkiye’de uzun süredir çoksatanlar listesindeki yerini koruyor. Yayınevinin, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nden sonra Classics serisinden çıkardığı ikinci Türkçe roman olan “Kürk Mantolu Madonna”yı Türkçe’den İngilizce’ye Maureen Freely ve Alexander Dawe çevirdi. “Madonna in a Fur Coat” adıyla çıkan kitap daha önce Almanca, Fransızca, Rusça, Hırvatça, Arapça ve Arnavutçaya çevrilmişti. Kitabın İspanyolca, İtalyanca, Hollandaca ve Gürcüce baskıları ise yayına hazırlanıyor. Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali , BBC’ye verdiği röportajda siyasi görüşleri nedeniyle 1948 yılında Bulgaristan sınırına geçmek üzereyken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Sabahattin Ali’nin babası olduğunu yıllarca gizlemek zorunda kaldığını söylüyor. Romanın İngilizce’ye çevrilmesi için 60 yıl uğraşan Ali, yeni okurların kitabı siyasi ya da tarihi mesajıyla okumaması gerektiği görüşünde. Yazarın yasaklanan kitabı olmasına ve devlet baskısı yaşamasına rağmen günümüzde kitapları  çok okunanlar listesinde yerini koruyor.  Yasaklanan kitabı Sırça Köşk, yazarın ilk kısa öyküsüdür. 1947’de yayınlanan Sırça Köşk, devlet yapısını eleştirir ve halkın bilinçlenince güçlendiğinden bahseder. Bu masalın kahramanları üç tembel arkadaş ve halktır. Kitapta bahsedilen zaman, geçmişte belirsiz bir zamandır. Olaylar bilinmeyen bir kentte yaşanır. Sırça Köşk, yazarın masalları içinde halk masalına en yakın olanlarından biridir.

Yasakların Gölgesinde Kitaplar
Sabahattin Ali – Sırça Köşk, 1947: Sabahattin Ali’nin daha çok kendi hayatından bahsettiği, bazen de tamamen kendi anılarını anlattığı öyküleri yönetime ve düzene eleştiri niteliğindeki masallarından oluşan kitabı 1947’de yayımlandıktan hemen sonra toplatıldı. Sait Faik Abasıyanık– Medar-ı Maişet Vapuru, 1944 : Sait Faik Abasıyanık’ın ilk romanı olan Medar-ı Maişet Vapuru , geçim sağlayacak vapur anlamını taşır. Hiçbir siyasi hedef göstermeyen roman, kahramanlarından birine eski bir asker kaputu giydirdiği için 1944’te yayımlandığında sıkıyönetim mahkemelerince toplatıldı. 1952 yılında yeniden basılırken, Sait Faik kitabın ismini Birtakım İnsanlar, romanda geçen Medar-ı Maişet Motoru’nun ismini ise Ceylan-ı Bahri olarak değiştirdi. Adalet Ağaoğlu – Fikrimin İnce Gülü, 1976 : Roman hakkında askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek) suçlamasıyla dava açıldı. Fikrimin İnce Gülü’nün dördüncü baskısı yapıldığı sırada toplatıldı. İki yıl süren davanın sonunda Ağaoğlu aklandı. Nazım Hikmet Ran – 835 Satır- Jokond ile Si-Ya-U, 1929, Varan 3- 1+1=1i 1930, Sesini Kaybeden Şehir, 1931: İçişleri Bakanlığı’nın emriyle halkı suça teşvik etme suçu bulunduğu gerekçesiyle mahkemeye verildi. Türk Ceza Kanunu’nun 311. ve 312. maddelerine dayanılarak başlayan yargılama 10 Mayıs 1931 günü aklanmayla sona erdi. Bu kitapların ardından, önce “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” (1932), sonra da “Gece Gelen Telgraf” yayımlandı. Kitapları toplatan İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 5 Mart 1933’te halkı rejim aleyhine kışkırtmaktan şaire dava açtı. Daha sonra Ran, 1938 yılında Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde askeri isyana teşvik suçundan yargılanarak, Askeri Yargıtay’dan gelen onayla 28 yıl 4 ay ağır hapse mahkum edildi. 12 yıl boyunca cezaevinde kaldı. Cezaevine girdiği 1938 yılından itibaren de şiirleri ülkede 1965 yılına kadar yasaklandı. Rıfat Ilgaz – Sınıf, 1944: Rıfat Ilgaz’ın şiir kitabı Sınıf’ın kapağı kırmızıdır, yayınevinin adı da Devrim’dir. Sadece 25 gün satışta kalabilen kitap, hızla toplatılmıştı. Kitabına “Sınıf” ismini vermekle halkı ve sosyal sınıfları değil, öğretmen olmasından dolayı mektep sınıflarını kast ettiğini, kitabın kapağının kırmızı kaplı olmasının bir manası olmayıp, göze çarpan bir reklam olduğunu beyan etmiş ise de mahkeme Rıfat Ilgaz’ı 6 ay hapse mahkum etti. Ilgaz tahliye olduktan sonra yaşadıklarını “Karartma Geceleri” adlı anı romanında anlatır. Ilgaz, bu olaydan sonra öğretmenliğe geri dönemedi. Attila İlhan – Böyle Bir Sevmek, 1979: Atilla İlhan’ın bu kitabı 12 Eylül 1980 darbesi sonrası yayından kaldırılan ve toplatılan kitaplar arasında yer aldı.  Nihat Behram – Dar Ağacında Üç Fidan, 1976 : Darağacında Üç Fidan’da Nihat Behram 12 Mart Darbesi sonrasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın dışarıdaki son günlerini, yakalanışlarını belgesel tarzında anlatıyor. Kitapta şiirlere, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın fotoğraflarına da yer verildi. Yayın süresince hemen her gün ağır cezalık dava ve toplatma konusu edildi. Kitaplaştırıldıktan sonra da baskıların artmasıyla kitap yasaklanır, raflarda kalanlar toplatılır. Nihat Behram hakkındaki ağır ceza davaları ise sıkıyönetim mahkemelerine devredilir. Yazar, 1980 yılında yurtdışına çıkmak zorunda kalır ve 16 yıl sonra ülkeye geri döner. Melih Cevdet Anday – Yanyana, 1956 : Anday’ın Yanyana’daki üslubu kavgacı bulununca Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi gereğince toplatıldı.