50 MİLYON KİŞİDEN BİRİ MİSİNİZ?

Geçtiğimiz ay Türkiye’de 50 milyon kişinin kimlik bilgilerinin çalınıp internette yayınlanmasıyla ortaya çıkan olayın boyutlarını Avukat Faris Dikçe ile görüştük.

Kimlik bilgilerinin çalınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu durum ne gibi sorunlar doğurabilir?

Kimlik bilgilerinin çalınması doğrudan hepimizi ilgilendiren büyük bir sorun. Özellikle kişisel bilgilerin kullanılarak telefonla yapılan dolandırıcılık olaylarının yoğun bir artış gösterdiği böyle bir ortamda kötü niyetli birtakım kişilerin eline geçecek bu bilgiler bir anlamda bu kişilerin ekmeğine yağ sürecektir. Bu bilgileri ele geçiren bir kişi, ele geçirdiği kişinin bilgileriyle kredi çekebilir, kefil olabilir, şirket kurabilir ve kişiyi borç altına sokacak diğer işlemlerde bulunabilir. Ancak bütün bunları yapabilmek için sadece kimlik bilgilerine sahip olmak elbette tek başına yeterli değil. Bunun yanında imza ve beyanda da sahtecilik yapması sonucunda bu gibi durumlarla karşılaşılabilir. Bir diğer sorun ise bu bilgilerle yapılan, vatandaşları sınıflandırma yani yaygın tabirle “fişleme” olasılığıdır. Maalesef insanları belli bir ırk, din, mezhep, sosyal statü gibi şekillerde ayrıma tabi tutup davranışlarını buna göre yönlendirmek isteyen bir takım kişi ya da gruplar bu bilgilerle amaçlarına daha rahat ulaşacaklardır.

Olumsuz bir durumla karşılaşılması durumunda ne yapılabilir?

Kimlik bilgilerinin çalındığını düşünen kişi Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunabilir. Burada iki önemli nokta var. Türk ceza kanununda “kişisel bilgileri ele geçirme” tek başına düzenlenmiş bir suç tipidir. Yani bu bilgileri ele geçiren kişi bu bilgileri kullansa da kullanmasa da ceza kanununa göre suç işlemiş olacaktır. Bilgilerin kullanılarak yarar sağlanması suçun gerçekleşmesi için gerekli unsurlardan değildir. Ayrıca bu bilgiler kullanılarak örneğin, dolandırıcılık ya da sahtecilik yapılarak borçlandırıcı bir işlem yapılması durumunda; kişi, o suça özgü cezaya ayrıca mahkum edilebilecektir. Kişisel bilgileri ele geçirme suçu TCK. 139. Madde hükmüne göre takibi şikâyete bağlı bir suç değildir. Yani kişi şikâyetçi olmasa da savcılık kamu adına re’sen bu soruşturmayı başlatacaktır. Nitekim böyle bir soruşturma şu anda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılmaktadır. İkinci durumda yani bilgilerin kullanılması neticesinde zarar gören kişi ise bu durumu öğrendği anda derhal karakol ya da savcılığa ihbar ya da suç duyurusunda bulunmalıdır.

Bazı kişilerin bir süredir avukatlık bürolarını gezerek bu bilgileri satmaya çalıştıkları söyleniyor, siz böyle bir durumla karşılaştınız mı?

Özellikle icra takibi işleri yoğun olan bu alanda faaliyet gösteren avukatlık bürolarına; borcular adına çıkarılacak tebligatların adresine ulaşması veya haciz mahali olarak doğru yere gidilmesi bakımından kolaylık sağlayacağı için bu bilgilerin bazı kişiler tarafından satıldığını ben de basından duydum. Ancak bu konunun ne derece doğru olduğunu bilmiyorum. Benim büroma bu amaçla birileri gelmedi ya da benimle bu amaçla iletişime geçen birileri olmadı.

Peki bu suçu işleyenler yakalanırsa ne ceza alacak?

Kişisel verileri kaydetme ve ele geçirme suçları, Türk ceza kanunu 135. ve 136. Maddeleri uyarınca cezalandırılacak suçlardır. Cezası 1 yılla 4 yıl arasında değişmektedir. Ayrıca bu suçun kamu görevlisi tarafından ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Geçtiğimiz ay Türkiye’de 50 milyon kişinin kimlik bilgilerinin çalınıp internette yayınlanmasıyla ortaya çıkan olayın boyutlarını Avukat Faris Dikçe ile görüştük