RADYO EKO YENİLENİYOR

Radyo Kulübü Eş Başkanları ve aynı zamanda İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü 2. sınıf öğrencileri olan Oğulcan Bakiler ve Sabahat Özay ile Radyo Eko ve gelecek projeleri hakkında söyleşi gerçekleştirdik

 

-Radyo ilgi ve merakı nereden ve ne zamandır geliyor sizin için?

Hazırlıkta radyoya programcı olarak başladım. Yaklaşık 2 senedir radyoda arkadaşlarla programlar yapıyoruz. Radyo benim sevdiğim bir iş. Bu konuda profesyonelleşmek istiyorum. Etrafımızda çok fazla bilgi ve gelişme olduğu için, bir çok şey gibi artık radyoda değişiyor. Radyonun nasıl değişeceği bence heyecanlı bir mesele bende bunun içinde olmak istiyorum. Türkiye’de çok fazla radyo yok. Radyoya sahip çıkıldığını görmek için belki biraz daha öncelere gitmek lazım. 1990’lı yıllarda radyonun daha hareketli ve dinamik olduğunu görüyoruz. Bugün radyo sadece bir takım kalıp programlardan ibaret. Tabii ki bazı istisnaları ayırıyorum. Sanırım o istinalara rastlayarak, onlardan bir şeyler kaparak radyoya merak saldım diyebilirim.

-Radyo Eko’dan nasıl haberdar oldun ve çalışmalar nasıl başladı?

İki buçuk senedir stüdyodayız. Sürekli programlar yapmaya ve radyonun içinde bulunmaya çalışıyorum. Radyo kulübü daha önce bu kadar aktif değildi. Stüdyo dışındakiler okulun bir radyosu olduğunu ve radyo stüdyosu olduğunu bilmiyordu. Bu biraz radyoya olan ilgisizlik olabilir ama bizim eksikliğimizde olabilir. Stüdyo çok aktif değildi. Radyo Kulübü Radyo Ekoya destek olan bir kulüp. Radyo Kulübü’nde farklı bölümlerden de arkadaşlarımız var ve hepsinin radyoya ilgisi var.

Radyo Eko’nun tacını bi’nevi devraldı- nız diyebilir miyiz?

Biz uzun süreli bir iş yapmak istiyoruz. Yeni planladığımız radyo formatı gerçekten hızlı akabilecek, önümüzdeki senelerde de oturabilecek bir sistem olabilir. Tacı devraldık diyemeyiz ama en azından radyonun adını duyurabileceğimize inanıyoruz. Radyo Eko’yu önceden değerlendirmek söz konusu olsaydı bunu ölü bir yatırımı devralmak olarak mı nitelendirirdiniz yoksa var olan düzene yeni bir düzen katmak mı? Çok fazla içeriğin olduğu bir ortam söz konusu. Etrafımızda çok fazla bilgi var. İnsanlar bundan geri kalmak istemiyor fakat herkes meşgul kimsenin zamanı yok. Kimsenin sizle, ne yaptığınızla da ilgisi yok. Siz burada radyo yapıyor olabilirsiniz. Bence alternatif olabilecek şeyler de var. Sizin de alternatif bir şey sunuyor olmanız lazım. Mesela radyoyu kalıplaşmış halinden çıkarıp alternatifi olan bir radyo haline getirerek. Alternatif radyo ortamı çok doğaçlama bir ortam aslında. Bir dolu yaratıcı şey var ve bunlar bir şekilde size ulaşabiliyor. Çok uzun program devri bitti. Eskiden siz bir iş yapıyordunuz, üretiyordunuz ve insanlar o işi dinlemeye, izlemeye, okumaya, satın almaya geliyorlardı. Fakat artık siz bu işi insanların ayağına götürmek zorundasınız. Radyo ekoda bunu amaçlıyor. ‘Siz nerdeyseniz biz ordayız’ Radyo Eko’nun misyonu.

Program içerikleriniz neler? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Her radyoda olduğu gibi bir söyleşi programımız var. Her hafta farklı bir konuyu farklı bir konukla tartışıyoruz. Daha çok internet üzerinden izlenebilen dizilerin tanıtımını yaptığımız “Tv de hiç bir şey yok” adlı bir programımız var. Bu programda daha çok internet üzerinden izlenebilen dizilerin tanıtımı üzerinde yoğunlaşıyoruz. Bol efektlerin kullanıldığı “Uzay müzik belgeseli” programımız var. Programcımız uzaydaki bir kapsülün içinden stüdyoyla bağlantı kuruyor. Hem eğitici hem öğretici olan “Tarihte bu şarkı” adlı bir programımız var. Bu bir müzik programı değil. 1960′ lar 70 ler diye tarihten kronolojik olarak gidiyor. Tarihteki bir bilgi alınıyor ve esprili bir şekilde soru soruluyor daha sonra müzik giriyor. Konuşma, müzik, film ve edebiyat fragmanlarından oluşan “Radyo Eko 24” programımız var. Her gece 00:00 da başlıyor. Ayrıca, İran popundan azeri jaz müziğine, arap dünyasının popüler müzik dünyasına uzanan , “Orta doğuyu dinleyin” adlı bir programımız var. Bütün bu programları kısa formatlı olarak hazırlıyoruz çünkü insanlar neredeyse bizimde orada olmamız gerektiğini düşünüyoruz. İlk hedef kitlemiz kendi üniversite çevremiz ve sosyal medya. Sosyal medya çok hızlı akıyor. Bu yüzden süreleri azaltmamız gerekiyor. Ayrıca radyo sözlük diye bir proje yapmayı düşünüyoruz. Bu özgür bir sözlük fakat bunun radyo formatını düşünelim. Herkes elindeki ses kaydı yapabilen telefonuyla yada herhangi bir cihazla sesini kaydedip radyomuza ulaştıracak ve biz de onlardan özgün bir sözlük oluşturacağız. Bunu ekşi sözlüğün radyo versiyonu gibi düşünebiliriz.