AZ BİLİNEN, ÇOK YAPILAN SPOR

Bilek güreşi gündelik hayatta karşımıza  çıkan bir spor aslında. Peki kaçımız  bu sporun bir federasyonu olduğunu ve bu alanda dünya çapında önemli başarılar elde eden milli sporcularımız olduğunu biliyoruz?

Geçmişten günümüze kadar süregelen neredeyse ata sporu olarak algılanan bir aktivite bilek güreşi. Ancak bilek güreşi çoğu insan tarafından bir spor dalı olarak görülmüyor. Bunun nedenleri arasında yaygın olmayışı ve yeterli desteğin verilmemesi gösterilebilir. Biz de bu sporu  merak edip, araştırmaya koyulduk. Bu konu hakkında en iyi bilgiyi bu sporla uğraşan kişilerden alacağımızı düşündüğümüz milli bilek güreşçileri Tolga Şener ve Onur Mert ile söyleşi gerçekleştirdik.

“Atalarımızdan gelen bir spor olduğu için herkesin ilgisini çekiyor”

Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nda öğrenim gören 22 yaşındaki Tolga Şener’in bu spora başlamasında en büyük etken aynı zamanda antrenörü olan babasıymış. Çünkü Tolga Şener’in babası ve antrenörü olan  Cem Şener de eski bir şampiyon. Avrupa ve dünya şampiyonluğu elde etmiş milli bir sporcunun oğlu olan Tolga Şener, bu sayede bilek güreşine gönül vermiş. Bunun yanı sıra annesinin de bir dönem bilek güreşiyle uğraştığını söyleyen Tolga, ailecek bu spora ilgi duyduklarını söyledi ve ekledi; “Katıldığım  ilk şampiyonada bir maç bile kazanamamış olsam da hiçbir zaman karamsarlığa düşmedim ve  daha sıkı çalıştım. Çalışmalarımın sonucunda da milli takıma yükselmekle kalmayıp çevremdeki birçok kişinin de bu spora kazandırılmasında öncü oldum.”

“Aslında bilek güreşine başlamak istemezdim”

Görüşlerini aldığımız bir diğer milli bilek güreşçisi olan Onur Mert ise Tolga Şener gibi  yıllardır bu sporla uğraşıyor. Bunların yanısıra, Onur ve Tolga  aynı mahallenin çocukları ve antrenörleri de aynı. Onur’un bilek güreşine başlaması ise tesadüf eseri olmuş. Bir gün Tolga’nın antrenmanını  izlemeye giden Onur, o zaman bu spora başlama kararı almış.

Bilek güreşine başlamak niyetinde olmadığını ifade eden Onur; ” İstemeye istemeye başlasam da 2010 yılında Manisa’da yapılan bir turnuvada Ege şampiyonu oldum. Hatta kendi kilomdan 20 kilo fazla yani 80 kiloda yarıştım. Sağ ve sol kolda birincilik elde ettim. 2011’de Türkiye 6.sı, 2012 ve 2013 yıllarında Türkiye 4.lüğü, bu yıl ise yasadığım sakatlıktan dolayı maalesef 5. oldum” dedi.

İkili, başlarına gelen ilginç bir hatırayı da bizimle paylaştı. Birbirlerine rakip olmamak için dua ettiklerini söyleyen iki arkadaşın dört sene önce korktukları başlarına gelmiş. 2010 yılında Ege Şampiyonası’nda finalde karşılaştıklarını söyleyen milli sporcular oldukça şaşırmış. Ancak Onur, Tolga’yı antrenörü olarak gördüğü için bu karşılaşmayı Tolga’ya bırakmış.

En çok madalya getiren sporlardan biri

Sporcularımız Türkiye’de 14-18 yaş arası gençlerin bilek güreşine yoğun ilgi gösterdiklerini ve aynı zamanda Türkiye’ye en çok madalya getiren sporlardan biri olduğunu söylediler. Bu sporun ön planda olmayışının ise olimpik olmayışından kaynaklandığını, belki de bu yüzden hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorlar. Peki günümüzde bir çok branşta olimpik olmasına rağmen başarı elde edemediğimizi, bilek güreşinde ise önemli başarılar kazandığımızı biliyor muydunuz? Bilek güreşinde ne kadar önemli bir yer edindiğimizi şöyle açıklıyor  Şener: “2013 yılında takım sıralamasında Avrupa ve Dünya şampiyonasında üçüncülük elde ettik, Rusya ve Ukrayna’nın ardından. İlk üçte her zaman madalya alarak yer alıyoruz. Türkiye’nin bilek güreşinde dünyada önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.”

“Destek görmüyoruz”

Milli bilek güreşçilerimiz Türkiye’de bu spora verilen desteğin, dünyadaki diğer ülkelere oranla çok az olduğunu düşünüyorlar. Tolga Şener kendi sözleriyle şu şekilde anlatıyor: “Rusya ve Ukrayna’da özel bilek güreşi spor okulları var.  Parklarda bile bilek güreşine yönelik çalışma aletleri var. Ülkemiz bu konuda geri kalmış durumda. Mart ayında Üniversiteler Arası Bilek Güreşi Türkiye şampiyonu oldum hiçbir destek veya ödül almadım. Açıkçası olimpik olmadığı için hiçbir maddi kazancımız yok. 2020 yılında olacağı söyleniyor. O zaman iyi bir getiri sağlayacağını düşünüyorum. Bilek güreşinden para kazanıp bir yerlere gelmek oldukça zor. Her sene dünya ve Avrupa şampiyonu olman lazım. Onada verilen para belli yani. 30 milyar civarı bir para veriliyor bir kol başı. Avrupa Şampiyonasında da 15 milyar.” Onur Mert ise Türkiye’de ülkemizde bilek güreşine karşı ilgi ve desteğin çok az olduğunun altını çizerek: “Türkiye’de bilek güreşiyle uğraşan kişilere yeterli destek sağlanmadığı için turnuvalara oldukça az kişi gidebiliyor. Birçok branşta ülkemizde ilk 3’e giren sporcular şampiyonalara giderken, bilek güreşinde sadece 1. olan kişiyi federasyon  gönderiyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde bilek güreşine başlayan sporculara maaş bile bağlanıyor. Ülkemizde ise maalesef hiçbir destek sağlanmıyor” şeklinde konuştu.

“Psikolojimiz bozuluyor”

Maçlara hazırlanmak için haftada 3 gün ağırlık, 1 gün maç antrenmanı olmak üzere haftada 4 günlerini spora ayırıyorlar. Turnuvalara 1 ay kala çeşitli diyetler uygulayarak kilo verip almaları gerekiyor. Bunun nedenini ise  bilek güreşinde düşük siklette daha rahat şampiyon olmak olarak açıklıyorlar. Tolga kilo verme sürecinde ideal kilosu olan 74 kilodan 64 e düşüyor. Kilo kaybı yaşayan bir vücutla aynı zamanda antreman yapmanın çok zor olduğunu söylüyor. Herşeye rağmen sağlıklı bir yaşam sürdüğünü söylese de, bu sporu yapmanın olumsuz bir boyutu da olduğunu dile getiriyor. Sporcularımızın gözleri önünde birçok kişinin kolları kırılmış ve bu nedenle dönem dönem bilek güreşini bırakmayı düşünmüşler.

“İri bir cüsseye sahip olmakla iyi bir bilek güreşçisi olmak arasında bağlantı yok”

Erkek sporu mu?

Türkiye’de çok yaygın olmasına rağmen, bilinmeyen bu sporun sadece erkekler tarafından mı yapıldığını merak ettik. Onur Mert şu şekilde anlatıyor: “Ülkemizde ve dünyada gün geçtikçe kadın bilek güreşçilerinin sayısı git gide artıyor. Örneğin bizim takımda 2 sene önce 2 tane kadın sporcu varken, şimdi 4 tane kadın sporcumuz var. Hepside milliler. Bilek güreşinin erkek sporu olarak tanınmaması, kadınların da ilgi göstermesi bizi mutlu ediyor. Kız arkadaşım da beni tanıdıktan sonra bilek güreşi sporunu sevmeye başladı hatta başlamak istiyor” dedi.

Hedef büyük

Tolga Şener Azeybeycan’ın Bakü şehrinde Mayıs ayında düzenlenecek olan Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonası’na hazırlanıyor. Onur Mert ise Haziran’da Hatay’da yapılacak olan Dünya Şampiyonası seçmelerine hazırlanıyor. Gelecekte bu sporda yeni başarılar kazanmayı amaçladıklarını ifade eden iki arkadaş, bilek güreşine daha çok destek verilmesi gerektiğini ve hatta yabancı ülkelerde olduğu gibi televizyonlarda da yayınlanmasını istediklerini söyledi.

Haberimizi okuduktan sonra, Sylvester Stallone tarafından kaleme alınan ve başrolünü kendisinin üstlendiği “Zirveye Çıkış” filmini izlemenizi öneriyoruz.

Burak Karayalçın

 

Bunları biliyor muydunuz?

  • İlk organize bilek güreşi turnuvası 1952 yılında California’ nın Petaluma şehrinde bulunan Gilardi’ nin salonunda yapılmıştır.
  • 1998 yılında Türkiye’de resmi olarak tanınan bilek güreşi önce his, ardından beyzbol ve son olarak da 2002 yılında Vücut Geliştirme Federasyonu’na bağlandı.
  • lk resmi Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası 1998 yılında Yalova’ da yapıldı.