573214_detay

Türk antrenörler ve yurt dışı tecrübeleri dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen spor basketboldur. Bu durum 2000′li yılların başında Ergin Ataman’ın Montepaschi Siena ile anlaşmasıyla başladı. Sonrasında Murat Didin ve Oktay Mahmuti İtalya’nın yolunu tutan diğer antrenörlerimiz oldu. Erman Kunter Fransa’da, Hakan Demir ise İsviçre’de başantrenörlük yapmayı başardı.

Türk antrenörlerin damga vurduğu bir diğer ülke ise Kosova oldu. Ekrem Memnun ve Ahmet Kandemir, Sigal Pristhina takımında başantrenörlük yaptı. Kosova’da çalışmış bir diğer antrenör ise Ali Burgul’du. Geçtiğimiz senelerde Burgul, Kosova’da çalışan diğer iki antrenörümüzden farklı olarak Mabetex takımıyla lig şampiyonluğuna ulaştı. Bu durumda  göstermekteydi ki Türklerin tarihte iki kere kuşatıp ele geçiremedikleri Kosova, Türk antrenörlere teslim olmuştu. Şimdiye kadar çalışan üç birbirinden değerli antrenörde bu küçük nüfuslu Müslüman ülkede başarılar elde etmiş ve kariyerleri açısından önemli başarılara imza atmışlardı.

2013-2014 sezonunun başında ise Sigal Pristhina’nın yolu yeniden bir Türk antrenörle kesişti; Ceyhun Cabadak. 29 yaşındaki antrenör bu sezon Kosova’nın iddalı takımlarından Sigal Pristhina ile sözleşme imzaladı. İlk defa başantrenörlük deneyimi yaşayacak olan Cabadak’ın tercihi bir Avrupa ülkesi oldu. Ceyhun bu sayede yurtdışında çalışan Türk antrenörler arasına adını yazdırmış olacak.

M.A.Y: Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz ?

C.C: Basketbolla ilk tanışmam 1993 yılında Tuborg Spor Kulubü’nde oldu. Tuborg’un altyapısında 2001 yılına kadar minik takımdan, genç takıma kadar oynadım. Daha sonrasında kendim için kritik bir karar verdim ve oyunculukta iyi bir gelecek göremediğim için antrenörlerimde desteğiyle bu mesleğe atıldım. 2001-2007 yılları arasında Tuborg spor okulundan, A takıma kadar her seviyede görevlerde bulundum. 2007 Yılında kulübün faaliyetini durdurmasının ardından Pınar Karşıyaka takımına transfer oldum ve 2007-2008 sezonunda Ahmet Kandemir’in yardımcılığını yaptım. Çok özel bir sezon geçirdiğimizi düşünüyorum çünkü Gary Neal, Sean Marshall, Quinton Hosley’nin bulunduğu, Asım Pars’ın abilik yaptığı takımda müthiş bir performans sergiledik. Aynı zamanda altyapıda yıldız takım antrenörlüğü yaptım ve şu an Milli Takımlarda yer alan Ramazan Tekin, Onur Çalban, Onur Kentli ve Ege Mala gibi oyuncularla çalıştım. 2009-2012 yılları arasında ise Karşıyaka’nın bence en istikrarlı yıllarını geçirdiği Hakan Demir’li sezonlarda sadece A Takım yardımcı antrenörlüğü yaptım. Bu arada tabiki altyapı Milli Takımlarında yıldız ve gençler seviyesinde çalıştım.2008 Yılında Enes Kanter’li takımla Avrupa 3.lüğü yaşadım.

M.A.Y: Karşıyaka’dan ayrıldıktan sonra ki bir seneyi nasıl değerlendirdiniz ?

C.C: Karşıyaka’dan sonra yurtdışında kendimi geliştirmek amacıyla birşeyler yapmam gerektiğini düşünüyordum ve Alexander Dzikic’ten gelen teklifle Sırbistan U20 takımıyla Avrupa Şampiyonası hazırlıklarına katıldım. Çok saygı duyduğum ve basketbol bilgisine çok inandığım koç Dzikic ile beraber çalışmak benim için gerçekten büyük bir tecrübe oldu. Türkiye’den yardımcı antrenörlük teklifleri aldığım Olin Edirne ve Mersin B.B takımlarını birazda mecburiyetten reddedip vatani görevimi yapmak için askere gittim. Dolayısıyla 2012-2013 sezonunubasketbol adına boş geçirmiş oldum.

M.A.Y: Genç yaşınıza rağmen yurtdışında antrenörlük hele ki başantrenörlük yapacak olmanız üzerinizde bir baskı oluşturuyor mu?

C.C: Baskının aksine kendimi çok rahat hissediyorum ve bunu kendim için büyük bir fırsat olarak görüyorum. Çok iyi bir koçun yerine(Ahmet Kandemir)bu göreve gelmiş olsamda, kulübün şartlarını ve Balkan Ligindeki takımları göz önünde bulundurduğumda başarılı bir sezon geçirebileceğimizi düşünüyorum. Tabiki yurtdışında çalışmanın zorlukları var fakat bugüne kadar özelikle Karşıyaka’da Eurochallenge ve Eurocup’ta yaşadığım tecrübeyle bu baskının üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum.

M.A.Y: Sizden önce Kosova’da çalışan 3 antrenör daha olmuştu. Sizi o antrenörlerin “selefi” olarak değerlendirebilir miyiz?

C.C: Benden önce çalışan Türk koçlardan Ekrem Memnun ve benim Kosova’ya gidişimdeki en büyük etken Ahmet Kandemir’le yaptığım görüşmelerde ülkede büyük farklılıklar olduğunu anladım. Çünkü Ekrem Ağabey en son 2005 yılında bu kulüpte çalışmıştı ve savaş zamanında,büyük bir parasızlıkta görev yapmıştı. Ahmet Kandemir ise kulübün son zamanlarında çalışmış kulüp ve ülkedeki gelişmenin ne denli büyük olduğunu bana iyi bir şekilde aktardı. Ayrıca Sigal Prishtina Takımı tarihinde ilk kez Avrupa Kupalarında Balkan Ligi’nde oynayacak olması benim bu görevi kabul etmemdeki en büyük etkendi.

M.A.Y: Kariyerinizde birçok antrenörle çalıştınız hem oyuncu hem yardımcı antrenör olarak. Oyun tarzını beğendiğiniz ve kendinizi tanımlayacak olarak “işte bu oyun tarzı” diyebileceğiniz biri var mı?

C.C: Tabiki bu sorduğun süreç benim için 20 yıllık bir süreç ve herkesten iyi yönleri alarak bu uzun süreçte insan ister istemez kendine bir model oluşturuyor. Tabiki benimde inandığım bir oyun tarzı var fakat benim oyun tarzımı elimdeki kadronun oyuncu özelliklerine göre belirlemem gerektiğini düşünüyorum. Yabancı oyuncularımı yakından tanıyorum fakat yerli oyuncular için biraz beraber vakit geçirip birbirimizi tanıdığımız zaman herşeyin yoluna gireceğine inanıyorum.

M.A.Y: Kosova’daki hedefleriniz neler ?

C.C: Öncelikle 8 yıl sonra kaybedilen bir lig şampiyonluğu var. Bunu kesinlikle kazanmamız gerektiğini düşünüyorum. Kosova Kupası’nı geçen sezon Ahmet Abi kazandı bunu tekrar etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ve tabiki Balkan Ligi,beni Kosova’ya gelirken cezbeden en büyük organizasyon buydu. Fakat buraya kulüp olarak ilk kez katılacağız ve bu organizasyonda adım adım gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. İlk etapta 1.turu geçerek ilk 6 takım arasına girmemiz gerektiğini düşünüyorum.Benim kişisel hedefim bu organizasyonda final four oynamak…

M.A.Y: Son olarak belki bu soru için erken ama gelecekte sizi bir Türk takımıyla görecek miyiz?

C.C: Umarım göreceğiz tabiki bunun içinde belirli şartların oluşması lazım.Türkiye Liginin Avrupa’da İspanya ve Yunanistan’ın ardından en güçlü lig olduğunu düşünüyorum ve maddi anlamda belkide İspanya Ligi ayarında bir lig.Fakat bütçelerin etkin kullanılmadığını düşünüyorum,Türk oyunculara gereken önemin verilmediğini düşünüyorum.Tabikide benimde hedeflerim arasında Avrupa Kupalarında mücadele eden bir Türk Takımını çalıştırmak var.

 

Röportaj : Mehmet Ali Yemişcigil

Edit : Çağrı ÖNER

Read more: http://www.medyakulubu.com/2013/08/07/dorduncu-kosova-seferi/#ixzz2bO8Pu81A