10 yıllık AKP iktidarı yaşam alanlarına müdahale etmesi sonucunda Türkiye’yi Gezi Parkı Direnişi öncesi ve sonrası olmak üzere birbirinden farklı, bambaşka iki ülke haline getirdi. İktidar, çok şeyi gösterdi, çok taşı yerinden oynattı.

Toplumun her kesiminden, her meslekten ve birçok ülkeden insanın AKP diktatörlüğüne karşı duruşuna karşılık hükümetin kartları da elbette ki oynanacaktı. Hükümetin bu mücadeleye destek verenlere karşı yürüttüğü karalama kampanyaları ve uyguladığı baskılar bu kartlardan tek tek çıktı. Gezi Direnişi süresince meslek etiğini koruyan, diktatörlüğün karşısında, halkın yanında duran gazeteciler de bu baskıdan nasibini aldı.

Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirisi’nde; “Gazetecinin halka karşı sorumluluğu kamu otoritesine olan sorumluluğundan önce gelir.” ifadesi yer alırken, bugün var olan gerçeklik bundan çok uzaktır.

AKP iktidarı editörleri, CEO’ları, sunucuları, muhabirleri, yani köşeye sıkışan iktidar karşısında duran kim varsa onu temizlemek istiyor. Hükümet çıkarlarına hizmet eden kendi yandaş medyasını yaratan iktidar, yine kendi inşa ettiği tozpembe ülke yanılgısına zarar vermemek için halkı, yarattığı bu medyayla kolay yoldan kandırmayı hedefliyor. İktidarının karşısında duranlara yönelik uyguladığı baskılarla kendi ideolojik baskısına hizmet sağlayan hükümet bu amacı doğrultusunda süresiz izin, istifaya zorlama ve işten çıkarma gibi birçok yöntemi kullanıyor.

AKP baskısının farklı biçimlerinden biri olan medyada sansür nedeniyle görevinden alınan isimlerden sonuncusu Milliyet Gazetesi köşe yazarlarından Can Dündar oldu.

Hükümet kadroları, Can Dündar’ın Gezi Parkı Direnişi sürecinde edindiği hükümet karşıtı tutumu ve Mursi karşıtı bir yazı dizisi hazırlamasını olumsuz karşıladı. Öyle ki Yurt Gazetesi yazarı Ayşenur Arslan 28 Temmuz günü (Can Dündar görevindeyken) yazdığı yazıda başbakan başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ a ait olan “Tek tek herkesi, ne yaptığını biliyoruz. Can Dündar’ dan başlayarak hepsi gidecek. Gezi için eylem yapan adamları yanında tutan, bizim karşımızda demektir” ifadesine yer vermiştir. Dündar, kovulduktan sonra kendi sitesinde yazdığı yazıda belirttiği gibi “Başbakan’ın kürsüden söylediği “Batsın böyle gazetecilik” lafı, bir temenni değil, bir direktifti…” Bizler birçok medya patronunun başbakanın bu direktifi harfiyen ve ivedilikle yerine getirdiğini düşünüyoruz.

Toplumu baskı altına almayı başaramayan, deli gömleğini halka giydiremeyen, hiç beklemediği büyüklükte bir direnişle karşılaşan ve bu durumun bir sonucu olarak şaşkına dönen AKP iktidarı, şaşkınlığıyla ve korkusuyla saldırmaya devam ediyor. Öğrencisinden avukatına, bayrak satıcısından bankacısına, doktorundan gazetecisine, muhalif kim varsa ona karşı savaş açıyor. Hükümet, iktidarı karşısında duran kim varsa onu korkutmaya, sindirmeye çalışıyor. Fakat baskılar karşısında duran diğer gazetecilere yönelik uygulamalarında başarılı olamayan hükümet, Can Dündar konusunda da aynı başarısızlığı göstererek direniş ruhunu yenemiyor.

Biz, Fikir Kulüpleri Federasyonuna bağlı İstanbul Üniversitesi Sinema Araştırmaları ve Basın Kulübü ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya Kulübü olarak AKP’nin medya patronları aracılığıyla gazetecilere uygulamaya çalıştığı baskı ve sansürü, meslek etiğini hiçe sayan uygulamalarını reddediyoruz.

Meslek etiğinin para kazanmaktan, iktidar yanında saf tutmaktan ve başbakan danışmanlığından değerli olduğuna inanan bizler, gazetecilik etiğini ve tarafsız haber ilkelerini hiçe sayan AKP Hükümeti’nin sansürcü tutumu ile yapılan baskı ve sansürü kınıyoruz. Görevi, halkı bilgilendirmek ve haklının yanında olmak olan gazetecileri baskı altına alarak halk düşmanı politikalarını yürütebileceğini düşünen AKP’nin başarılı olamayacağını biliyoruz.

Hükümetin işten attırdığı Can Dündar’ın işinden kovulması sonrasında yazdığı yazısında ifade ettiği gibi;
“Neyse ki tarih kitapları var:
Ve orada, hiçbir haksız baskının haklı bir sesi susturmaya yetmeyeceği yazıyor.
Yeni mecralarda, yine buluşacağız, yine yazıp konuşacağız.
Ta ki özgür bir ülkeyi ve onun özgür medyasını inşa edene dek…”

İstanbul Üniversitesi Sinema Araştırmaları ve Basın Kulübü (SİBAK)
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya Kulübü

Read more: http://www.medyakulubu.com/2013/08/03/iktidarin-izine-gonderdigi-gazetecilere-universitelilerden-destek/#ixzz2bO7jUwck