Hepimizin bildiği gibi Temmuz ayı geldi. Temmuz ayı demek Fransa bisiklet turu demek. Biz de bu turu sunan Eurosport spikeri Caner Eler ile bu tur ve bisiklet sporu hakkında konuştuk.

Caner_Eler_roportaji_11

M.A.Y:  Caner Eler biraz kendinden bahsedebilir misin ?

C.E: Makine Mühendisliği okudum,  eski basketbolcuydum, İTÜ’de oynamıştım. Sonrasında bir kemik kanseri hastalığı geçirdim. Spor hakkında birşeyler yapmayı düşündüm ve Four Four Two dergisiyle başladım sonrasında Eurosport ile çalışmaya başladım. Bir ara Lig TV’de çalıştım, Euroleague yorumculuğu yaptım. Ardından NTV Spor çalışmaya başladım. Geçen sene de D-Spor’a geçtim. Bunlarının tamamının yanında Eurosport hep devam etti. Bazı dergilere yazıyorum, Radikal gazetesine yazıyorum.

M.A.Y: Ana hatlarıyla Fransa bisiklet turunu anlatabilir misin? Kaç sporcudan oluşuyor kaç takım var vs..

C.E:  Fransa bisiklet turu her sene 21 gün sürüyor ve 21 etaptan oluşuyor. Mesafesi 3.500 km civarı olarak değişiyor. 3 hafta gibi çok yorucu bir süreçten oluşuyor. Bu tur içinde çok farklı klasmanlar var. Bisikletçilerin giydikleri mayolar var. Sarı mayo var, 3 hafta sonunda etapları en kısa sürede bitiren bisikletçiler giyiyor bu mayoyu. Yeşil mayo var, genelde sprinterlerin kazandıkları turlardan sonra giydikleri. Puantiye mayo var, bu da dağ kapılarından elde edilen puanlarla kazanılan bir mayo. Son olarak ise Beyaz mayo var, 25 yaş ve altı bisikletçilerin giydiği mayo. Ancak sarı mayoyu elde etmek için tüm bu yarış.  Her etap ise farklılıklar gösteriyor. Bazı etaplar düz oluyor sprinterlere uygun, bazıları dağlık oluyor tırmanıcılar için uygun. Takımlar var söz etmemiz gereken, 21 veya 22 takım katılıyor yarışa dokuzar kişiden. Toplamda da 200′ün altında olması gerekiyor sporcuların ona göre ayarlanıyor. Herkesin bir görevi vardır bu yarışta. Örneğin bazı takımlar genel klasman için yarışırlar, bazı takımlar sadece sprinter sporcularıyla gelirler sarı mayoyu hiç önemsemezler. Her takımın bir lideri teğmen dediğimiz, her takımda yardımcılar var domestik dediğimiz. Takım içindeki herkesin görevi farklıdır yani. Kısacası bisiklet kendi içerisinde demokratik bir yapıya sahip değil, bir hükümdarlık söz konusu.

M.A.Y: Fransa bisiklet turunun dünyada bu kadar ünlü olma sebepleri neler ?

C.E: Birçok farklı nedeni var. Çok eski bir tur bu sene 100.sü düzenleniyor. Bu yüzden bir gelenek haline gelmiş bir tur. Çok mücadele içeriyor. Dostluk var, arkadaşlık var. Bunun yanı sıra hayatlada özdeşleşen birçok yönü var. O yüzden insanlar kendi hayatlarından birçok şey bulabiliyorlar. Sporcuların hayat hikayeleri, yarışta yaptıkları üzerine kahramanlık hikayeleri gibi… Özellikle bu turda kahramanlık hikayeleri çok fazla. Bir yandan Fransa’nın kendi çekiciliği var. çünkü bisikler kapalı alanda yapılan bir spor değil. Bütün yollardan,göllerden,ovalardan ve tarihi yerlerin içinden geçiyor sporcular. Bunun sunduğu görsel bir şölen de var. Televizyon yayınının 60larda 70lerde artmasıyla beraberde Fransa bisiklet turu bir hayli popüler hale geldi. Her sporda olduğu gibi ekonomininde bu işin içine girmesiyle 80lerde başka bir boyut kazandı. Sonrasında ise Lance Armstrong bisikleti ve Fransa turunu çok popüler hale getirmeyi başardı. Her ne kadar dopingli de çıkmış olsa. Bu sayede de birçok insan Fransa bisiklet turuna ilgi göstermeye başladı.

M.A.Y: Konusu gelmişken Mustafa Sayar’ın dopingli çıkması hakkında ki düşüncelerin neler?

C.E:  Belki cumhurbaşkanlığı turunda çıkmadı, Cezayir turunda çıktı ama yine de oraya yansıyabileceği konuşuluyor.  Denecek birşey yok, üzücü bir olay…

M.A.Y: Biraz tatsız bir soru olacak ama, adının bu kadar dopingle anılması Fransa bisiklet turuna zarar veriyor mu ?

caner eler.jpg1C.E:  Bazı takım sporlarını bir kenarıya bırakırsak, bireysel sporlar içerisinde bu kadar dayanıklılığın, gücün, performansın ön planda olduğu sporlarda, çok öncelerden başlar doping. Önceleri bu kadar kimyasal değildiyse bile örneğin; alkol alıyolarmış dağ etabını geçebilmek için, amfetamin alıyolarmış. Doping konusu her ne kadar sadece bisiklete has olmasada burda dikkat çekiyor çünkü bisiklet dayanıklılık ve performans telafisi anlamında en zorlu sporlardan biri. Eskiden gelen bir gelenek diyelim doping için. Bunun paydaşlarını sayacak olursak yeni dönemde takım doktorları ve sahiplerini de söylemek mümkün. Çünkü bisiklet çok fazla maddi kazancın sağlandığı bir spor değil. Küçük bir pasta var diyelim ve herkes burdan pay almak istiyor. Bunun sonucunda da dopingle karşılaşıyoruz. Kimi sporcu bu düzeni kabul etmeyerek bırakıyor, kimi sporcu da düzeni kabul edip içinde var olmaya çalışıyor. Herşeye rağmen bisiklette şöyle bir fark var; bisiklet kontrol mekanizması anlamında, hem biyolojik pasaport hem de diğer testler anlamında en yoğun olarak kıskaca alınan spor dalı. Son yıllarda da dopingin iyice arttığını görüyoruz. Ancak yaşanılan skandallardan sonra bisiklet içinde kontrol çok fazla arttı. Bu açıdan en büyük savaşı veren spor dalı. Ben bu konuda umutluyum, kısa bir süre sonra eminim ki bu önyargıyı ortadan kaldıracaktır. Çünkü bisiklet diğer spor dallarının aksine kendi içindeki bu tür olayları temizlemeye kararlı.

M.A.Y: Dopingden bahsettikten sonra, bir Eurosport çalışanı olarak dünya medyasında Fransa bisiklet turunun bu kadar önemli olmasının sebeplerinden bahsedebilir misin?

C.E: İlk olarak insanlar bu tura ilgi duyuyor ve onlara bu hikayeleri vermeleri gerekiyor. İkinciside Temmuz ayı çok önemli bir ay çünkü bütün spor faaliyetlerinide hesaba katarsak sadece Fransa bisiklet turu var nerdeyse. Futbol takımları zaten kamptadırlar, olimpiyatlar olucaksa Temmuz’dan ya öncedir ya da sonradır. Bu yüzden Temmuz ayında başrolde Fransa bisiklet turu yer alır. Her sene 21 gün sürdüğü için bisikletçiler 12 ayın sultanı derler ve bir aylarını bu tura ayırırlar. Bunun yanısıra birçok ülkeden yarışan sporcu var. Spor medyası mecburen buraya kanalize oluyor. Örneğin; Türkiye. Sporcusu bulunmadığı halde ciddi anlamda izleyen var. Tur boyunca hemen hemen hergün yeni bir hikaye oluyor. Dünya literatüründe hakkında en çok kitap yazılan sporlardan biridir Fransa bisiklet turu.

M.A.Y: Ülkemizde de düzenlenen bir bisiklet turu var; Cumhurbaşkanlığı bisiklet turu. Ancak yeteri kadar ilgi görmüyor. Bu açıdan bakacak olursak, değer kazandırmamız mümkün mü? Nasıl değer kazandırabiliriz ?

C.E: Bu çok kolay olucak birşey değil. Zaten yerleşmiş  futbol kültürünün ağırlığı var. Diğer sporlarda da ancak Türk sporcular başarı kazanırsa ilgi görüyor. Diğer sporların da ilgi görmesi açısından medyadaki spor servislerinde bir uzmanlaşma olması gerekiyor. Bizde her geçen saniye futbol muhabirleri artıyor. Bu açıdan Eurosport’un yayınlarını faydalı buluyorum, çünkü birçok farklı branşta yayın yapılıyor. Ayrıca Ailelerin ve okulların yönlendirmeleri de çok önemli. Sen çocuğuna her türlü branşta eşit imkan sunmazsan bu şekilde tek taraflı gelişicektir spor algısıda. Bu konuda gençler için konulabilecek olan spor dersinin de katkısı olabileceğini düşünüyorum. Yani sporun sadece spor yapmak değil içinde nasıl hikayeleri barındırdığının bilinci de bir o kadar önemli. Eğitim sisteminde radikal değişikliğe gitmemiz gerekiyor. Yani Türkiye’de işler biraz gelişigüzel gidiyor, birileri madalya alıyor ve biz seviniyoruz ve bir anda tüm dertlerimizi halının altına süpürüyoruz. Tabii kide Belçika gibi olalım demiyorum ama, en azından bir artış olmalı diğer sporlara ilgi açısından. Cumhurbaşkanlığı bisiklet turuna bakacak olursak da profesyonelleşmesi anlamında çok yeni bir tur. Bisiklet zaten genel olarak bir sabır işidir.  Daha atılacak çok adım var. Her ne olursa olsun son iki senedir çıkan doping olayları da fazlasıyla üzücü.

M.A.Y: Son olarak bu seneki Fransa bisiklet turu ve  yıldızı Chris Froome hakkındaki görüşlerin neler

C.E: Ciddi anlamda çok üst düzey bir performans sergiledi. Dopingli olduğu konuşulsa da ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Sky takımı çok sistemli çalışıyor. Etap sonuçları pek dopingli gibi gelmiyor bana. Yine de bunu testler gösterecek. Çok güzel bir yarış olduğunu da söyleyebilirim. Hergün bir başka heyecanlı olay… Hiç sıkıldığımız gün olmadı nerdeyse.
Röportaj : Mehmet Ali Yemişçigil

Edit: Çağrı ÖNER
Read more: http://www.medyakulubu.com/2013/07/20/bisiklet-kendi-icinde-dopingi-temizlemeye-kararli/#ixzz2bGvfUgwp