//
you're reading...

Medya İzleme

Milliyet Ege – Panayır mı, aile fuarı mı

Bakış açısı, kişinin durduğu yere bağlı olarak olayları veya durumları farklı biçimlerde tanımlamasına sebep olur. Bu bağlamda İzmirlilik söz konusu olduğunda, durulacak nokta İzmir’e karşı yapılmış her eleştirinin ‘‘dışlanması’’ ve yapanların da ‘‘ötekileştirilmesi’’ ile sonuçlanmaktadır. Milliyet EGE yezarı Erol Yaraş’ın, 15 Mart 2013 tarihli gazetenin 9. Sayfasında yer alan köşesinde yayınlanan 2. yazısı, içerisinde kullandığı tanımlamalar ile ayrımcı bir söylem barındırmaktadır. Bunun yanında yazar kendisini, Türkiye’nin pek görülmeyen sorunlarından biri olan ‘‘Erkek egemen toplum yapısı’’nın da etkisi ile (belki de farkında olmadan) erkeğin yanında ve onu koruyacak bir noktada konumlandırmıştır.

Yazar, ‘‘Panayır mı, aile fuarı mı?’’ başlığı ile yayınlanan 2. yazısına, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün daha önce İzmir Enternasyonal Fuarı için yaptığı ‘‘panayır’’ benzetmesini referans göstererek yazısına başlamıştır. Buna karşın yazar, bu benzetmeden sorumlu kişinin bakan değil, seneler önce yönetici oldukları dönemde aynı tanımlamayı yapan İZFAŞ’ ın yetkilileri olduğunu belirtmiş ve bu benzetmeyi yapanları ‘‘içimizdeki İrlandalılar’’ benzetmesi ile ötekileştirmiştir. Yazarın benzetmesine göre bu kişiler, İngiltere’ye karşı savaş açan İrlandalılar gibi ‘‘hain’’ ve ‘‘ikiyüzlü’’dür. Yazar, yazısının devamında ‘‘İZFAŞ’a Genel Müdür olan bazı zatlar ‘‘bu fuar panayıra döndü, değişmesi lazım’’ diyerek ilk hançeri yıllar önce İEF’in bağrına sapladılar.’’cümlesi ile aslında İZFAŞ’ a yönetici olarak gönderilen kişilerin görevlerini yapmak yerine İZFAŞ’a ve İEF’e (beklenmedik bir şekilde, haince) saldırdıklarını belirtmektedir. Bu bağlamda söylemi ile ayrımcılığı tetikleyen yazar, İzmir’in sembollerinden olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nı eleştirenleri dışlamış ve ‘‘İrlandalılar’’ benzetmesi ile ötekileştirmiştir.

Yazısına fuarın eski günlerini anlatarak devam eden yazar, İEF’in eskiden ‘‘aile fuarı’’ olarak konumlandırıldığını belirtmiş ve ‘‘Baba, anne ve çocuk o fuarda kendilerini bulurlardı.’’ cümlesi ile fuarın bir zamanlar aile için ne kadar önemli olduğunu yazmıştır. Ne kadar masum görünse de, metindeki aile fertlerinin sıralanmasına baktığımızda, yazarın bakış açısının erilliğini kolayca saptayabiliriz. Sıralamada tıpkı bir protokol sırası gibi evin patronuna öncelik verilmiş, ardından kadın ve çocuklar gelmiştir. Bu dizilim ile yola çıkarsak Lacan’ın tanımı olan ‘‘Kadın yoktur.’’a varmaktayız; çünkü erkek o kadar egemendir ve o kadar önemlidir ki, kadın ya sadece erkeğin tamamlayıcısı olarak arkasından gelecektir (eş, sevgili, nişanlı gibi) ya da hiç var olmayacaktır. Velhasıl fuarda kadın hiçbir şeyi yalnız yapamaz, daima erkeğin yanında durup onu tamamlamaya muhtaçtır. Yazar, bu eril yapının kendi bilincini ve bilinçdışını nasıl etkilediğini yazının devamında fuara giden bir ailenin gününü özetlerken göstermiştir: ‘‘Ama İzmir fuarına aile olarak gidilirdi. Önce baba kendi alanıyla ilgili pavyonları gezer, daha sonra çocuklar lunaparkta eğlenir, en son olarak da annenin dediği olur aile hep beraber bir çay bahçesinde merak ettiği sanatçıları dinlerdi.’’ diyerek önceki sıralamasının kendisi için ne kadar önemli olduğunu ispatlamıştır. Aile kurumu içerisinde erkek daima ilk sıradadır ve ‘‘baba’’, kendi alanıyla ilgili pavyonları tek başına gezebilme yeteneğine sahipken, çocuklar ve anne, babanın liderliği olmadan ne lunapark görebilirler ne de çay bahçesi. Yazarın özneleri sıralaması ve eylemleri çekimleme biçimi, bize kendi dünyasında sadece erkeğin bir yere sahip olduğunu, kadının ve çocukların ise sadece onun tamamlayıcıları olarak sözde var olduklarını göstermektedir.

Sonuç olarak yazıda İzmir’in sembollerinden birini eleştirenler dışlanmış ve ‘‘içimizdeki İrlandalılar’’ benzetmesi ile ötekileştirilmiş, yapılan aile tanımlamasında ise eril kimliği normalleştiren bir dil kullanmıştır.

Türker Şahin

Takvim

August 2020
M T W T F S S
« Apr    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31