//
you're reading...

Main Menu

2000’li Yıllarda Türkiye’deki Televizyon Dizilerinde Kurulan Birey ve Aile Modelleri – Yeni Muhafazakârlığın Medyada Temsili / Halil Türkden

“Yeni olan şey, yeni muhafazakârlığın semantik yani anlambilimsel özü değildir; yeni olan onun uygulandığı tarihi bağlamdır. Yeni muhafazakârlık bir tepkidir. Tehdit altında gördüğü Batılı toplumların liberal akılcılığının siyasal savunmasını yapar. Yeni muhafazakârlık ile burjuva modernliğinin kendisi muhafazakâr hale gelmiştir. Bizler, ‘eski muhafazakârlığın’ bir yanda ‘yeni sağ’ öte yanda ‘yeni muhafazakârlık’ olmak üzere ayrı dokular halinde ayrıştığı bir dönemin kapanışına tanık oluyoruz”

    Helmut Dubiel, Yeni Muhafazakârlık Nedir?

Özet

Bu araştırmada yeni muhafazakârlık kavramının televizyon dizileri üzerinden farklı bir açıdan okunmasının yanı sıra bu dizilerdeki birey ve aile modellerinin hegemon değerleri nasıl yeniden ürettiği konusunda tespitlerde bulunulacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye’de medyanın yeni muhafazakâr zihniyeti nasıl kurguladığı hakkında çıkarımlarda da bulunulacaktır.

Literatürde daha önce yeni muhafazakârlık üzerine yapılmış araştırmalar bulunmasına rağmen bunlar genelde tanımlayıcı çalışmalardır. Bu nedenle bu araştırma yeni muhafazakârlığı diğer akımlarla karşılaştırmalı bir bağlamda ele almıştır. Çalışmada evrensel paradigma ele alındıktan sonra yeni muhafazakârlığın ABD dışındaki ülkelerdeki farklı yorumlanışı üzerinde durulacaktır. Makalede ayrıca Türkiye’nin modernleşme ve muhafazakâr söylemler ekseninde yaşadığı toplumsal değişimlerde ele alınacaktır.

Milliyetçilik, militarizm, toplumsal cinsiyet, modernleşme ve oryantalizm gibi kavramların diziler üzerinden incelendiği birçok çalışma vardır. Fakat yeni muhafazakârlık kavramı çeşitli ülkelerde farklı yorumlanmasından ve diğer kavramlara göre daha yeni olmasından dolayı medyanın üretim sürecinde hiç ele alınmamıştır. Bu bağlamda, bu sürecin en açık görülebileceği mecralardan biri olan televizyon dizileri incelenecektir. Araştırmada örneklem olarak ele alınacak diziler, 2000’li yıllarda Türkiye’de yayınlanan ve yeni muhafazakâr kavramının içini doldurabilecek derecede karakter, aile ve yaşam modelleri içeren yapımlar olacaktır. Bu diziler ele alınırken söylem analizinin bir çeşidi olan tematik analiz ve senaristlerle yapılacak olan derinlemesine görüşme gibi niteliksel yöntemlere ağırlık verilecektir.

Abstract

In this research, therewill be determinations in how hegemonic values are reproduced by individuals and family models in these tv series. Moreover, i will handle these tv series in different vantage points. Also, there will be implications about how media establish the neo conservatist idea in Turkey.

Although there are studies and researches about new conservatism, these are generally descriptive studies. Thus, this research will handle new conservatism in comparative context. After the handling of universal paradigm, i will focus on the different constructions and interpretations in USA and other countries. Moreover, in this article, the societal changes which were lived in Turkey in terms of modernization process and conservatist discourses.

There are many studies which discuss the concepts such as nationalism, militarism, gender, modernization ve oryantalism through tv series. However, since the different interpretations of new conservatism and its newness, there is a few studies which analyze the production process of media. In this context, the television series which cover this process frequently will be analyzed. In research, sample tv series will be productions that covers characters and life models as new conservatist idea. During analysis of these television series, thematic analysis and the in-depth interview will be main methods to research.

Araştırmanın Sorunsalı ve Amacı

Günümüzde kitle iletişim araçları dünyanın her tarafına yayılmıştır. Hall’a (1997) göre, günümüz dünyasında, gelişmiş ya da gelişmekte olan tüm toplumlardaki bireyler gündelik yaşamlarında farklı amaçlarla da olsa kitle iletişim araçlarını kullanmakta, kitle iletişim araçlarının etkisine maruz kalmaktadırlar. Medyadaki çeşitlilik teknolojinin gelişmesine bağlı olarak artmaktadır. Toplumsal yaşamda ortaya çıkan ihtiyaçlara bağlı olarak gelişen teknoloji ve kitle iletişim araçlarındaki çeşitlilik, medyanın kullanım biçimini, bireysel alışkanlıkları ve bunlara bağlı birçok şeyi değiştirmektedir. Gelişen ve küreselleşen dünyada, televizyon başta olmak üzere kitle iletişim araçlarının bireyler üzerinde ne gibi etkiler bıraktığı günümüzde iletişim çalışmaları kapsamında halen en çok ele alınan konu olmaya ve kamuoyunu yoğunlukla meşgul etmeye devam etmektedir. Medya hakkında tespitlerde bulunup araştırmalar yaparken öncelikle onu toplumdan ayrı ve toplumu yöneten veya etkileyen ayrı bir güç olarak düşünmemek gerekir. Aksine, medyayı bulunduğu toplumun iç dinamiklerinden biri olarak ele almamız medya ve toplum arasındaki karşılıklı üretim sürecini daha rahat görmemizi sağlar. Öyle ki, Mutlu’ya göre, “medyalar, modern toplumların sinir sistemlerini oluşturmakta ve böylelikle farklı düzlemlerde, farklı boyutlarda ve oranlarda da olsa bilincimizi, kimliğimizi oluşturmakta, hislerimizi, düşüncelerimizi ve son aşamada yaşamımızı yönlendirmektedirler” (2005: 75-83).

Medya ulaştığı bu gücüyle, bireylerin tutum ve davranışlarını etkileyebilmenin, etkilemekle de kalmayıp bunları değiştirebilmenin en etkin yöntem ve araçlarına sahip hale gelmiştir. İletişim araçları, üretilen kültür ürünlerini insanların yaşam alanlarının içine kadar, evlerine, oturma odalarına kadar taşırlar.

Medyanın belki halen en önemli mecralarından biri olan televizyon da, bu çalışmada inceleneceği gibi, egemen değerlerin, kurumların yaşamasına aracılık etmekte ve belli davranış kalıplarını izleyiciye sunmaktadır. Günümüzde artık geleneksel medya olarak adlandırabileceğimiz mecralardan biri olan televizyon, Türkiye’de özellikle modernleşme hareketlerinden itibaren her geçen gün daha çok tüketilmeye başlanmıştır. Televizyonun bu artan tüketimi onun hayatımızdaki yerini ve toplumsal etkilerini de araştırılmaya değer kılmıştır.

Televizyonu, medyayı oluşturan diğer türlerden daha önemli kılan ve daha çok tüketilmesine yol açan faktör bünyesinde birçok etkileme unsurunu (görüntü, ses, müzik, hareketlilik ) bir arada barındırıyor olmasıdır. Televizyon çeşitli imge ve imajların, mitlerin ve değerlerin yaratılmasının yanı sıra onların yaşatılmasında da büyük bir öneme sahiptir. Bu alanda yapılan pek çok araştırma (Bourdieu 1997; Kellner 1992; Burton 1995; Williams 1974) bu etkili iletişim aracının, yaydığı mesajlar ve imgelerle, bireylerin dünya görüşlerini biçimlendirdiğini, bu yönüyle günlük yaşam aktivitelerinden bireysel davranışlara, sosyal ilişkilerden toplumsal yapıya kadar etkisini her alanda hissettirdiğini gösteriyor. “Televizyon artık bir kitle iletişim aracı olmaktan çıkmış, kitlelerin beynini yıkama aracına dönüşmüştür. Televizyon, nüfusun çok büyük bir bölümünün beyinlerinin oluşturulmasında bir tür fiili tekele sahiptir” (Bourdieu,1997: 23). Gerbner’e göre ise, televizyon merkezileşmiş bir öykü anlatma sistemidir. Draması, reklamları, haberleri ve öteki programlarıyla her izleyicinin evine ortak bir imajlar ve iletiler dünyası getirir (Alemdar – Erdoğan, 1998: 181-182). Raymond Williams ise televizyonu, “hem teknolojik, hem de kültürel bir biçim” olarak niteler; yani televizyon bir yanıyla teknik bir araçtır, diğer yanıyla ise kültür üretim, aktarım ve tüketim (yeniden – üretim) ortamıdır (Mutlu, 1999: 11).

Makale kapsamında analiz edilecek örneklem 2000’li yıllarda Türk televizyonlarında yayınlanmış dizilerden seçileceği için televizyon yayınları kapsamında dizilerin önemine değinmek gerekmektedir. Televizyon dizileri, özellikle son 20 senedir toplumun her kesimi tarafından günlük hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görülmekte ve her televizyon kanalında her akşam yoğunlukla boy göstermektedir. Günümüzde insanların televizyon başında harcadıkları sürenin büyük bir kısmının televizyon dizilerinden oluştuğunu söylemek bile mümkün olmaktadır. Dizilere gösterilen bu ilginin nedenine bakarsak, izleyicinin izlediği dizilerdeki karakterler, ortam ve yaşam tarzlarıyla bütünleştiği görülmektedir. Bu dizilerin metinleri ve karakterleri günlük yaşama yakın olarak üretilmektedir. Tartışılan konular ve yaşanan olaylar herkesin yaşam pratikleri ile ilgilidir. Başka bir görüşe göre, “ izleyiciyi dizilere bağlayan en önemli neden ‘parasosyal etkileşim’dir. Çünkü birey toplumda yalnızlaşmış ve yabancılaşmıştır” (Eriş, 2002: 162). İzleyiciyi dizideki karakterlere yakınlaştıran bu nedenlerin yanı sıra diğer bir gerekçe de, o dizideki tanımların, hegemon gerçeklik tanımlarına uymasıdır. Başka bir deyişle, izleyicinin televizyon dizilerindeki yaşamları ve karakterleri bu kadar gerçeğe yakın algılamasının altında o dizinin üretim sürecinde ve metnin kurulmasında izlenen bazı yöntemler yatmaktadır.

“İzleyicinin bir televizyon dizisini daha gerçek olarak anlamlandırmasını etkileyecek bir kodlama, programın üretim evresinde de yapılmaktadır. Bu kodlama kostümden dekora, kameranın kullanılış biçimine, kurguya, aydınlatmaya, oyuncuların performansına ve dizideki karakterlerin bireyselliğine kadar uzanmaktadır” (Binark, 1994: 188). Televizyon izleyicisinin kendisine sunulan ürünlerden kolay etkilenmesi bu gerekçelerle mümkün olabilmektedir. Dizilerin mesajı nasıl aktardığını analiz ettikten sonra neyi aktardığı da gözlemlenmelidir. “Tüm dünya televizyonlarında varlıkları artış gösteren dizi filmler, kullandıkları motiflerle, ulusların tarihsel ve kültürel yapılarını etkilemektedir. İlgi ile izlenen dizilerin, ortak kodları ile bireylere aynı duygu ve yaşantı birliği sunulmaktadır” (Zebil, 1995:46).

Dizi metinleri ve karakterleriyle sunulan bu kodlar incelendiğinde makalede ele alınacak örneklem ve örneklemde aranacak mesaj hakkında şunlar söylenebilir. Dünyada muhafazakâr ve milliyetçi dalganın yayılmasıyla birlikte iktidara gelen muhafazakâr partilerin hükümet dönemleri boyunca çağın en etkin medya organlarından biri olan televizyonun üretim sürecinde nasıl bir role sahip oldukları gözlemlenmelidir. Tam da bu noktada, araştırmanın daha sağlıklı ve net bir çıkarıma ulaşabilmesi açısından bir devlet içinde bir partinin hükümet dönemine bakılacaktır.

Araştırmanın kapsamında ele alınacak örneklem, 2000’li yıllarda Türk televizyonlarında yayınlanmış ve yeni muhafazakâr görüşün kurduğu birey modellerini içeren diziler olacak. Gerek Türkiye’nin geçirdiği toplumsal değişimler gerekse ülkede yaşayan bireylerin değişen muhafazakâr kimlikleri göz önünde bulundurularak izleyiciyle dizilerde kurulan karakterler ve yaşamlar arasındaki ilişki incelenecektir. Bu diziler üzerinden yeni muhafazakârlık dalgasının Türk televizyon dizilerinin metninde nasıl kurulduğu ve bu ideoloji doğrultusunda nasıl birey ve aile modelleri kurulduğu yönündeki söylemler tartışılacaktır.

Yeni muhafazakârlık kavramının tarihsel boyutuna bakıldığında “daha çok 1970’li yıllarda gelişen ve 80’lerden sonra tedavüle çıkarılan bir kavram olarak görülmesi ve buna göre değerlendirilmesi gerektiği görülecektir” (Yanardağ, 2004: 36). İlk olarak, bu kavramın hangi siyasal, ekonomik ve sınıfsal gerekçeler üzerine kurulduğu hakkında düşünülmelidir. “Yeni muhafazakârlık, Soğuk Savaş döneminin ikinci yarısında çizgileri netleşmeye başlayan, esas olarak sosyalist sisteme, onun etkisi altında ve sınıf mücadeleleri sonucu Batı toplumlarında ortaya çıkan halkçı kazanımlara karşı tepki olarak gelişen ‘reaksiyoner’ bir burjuva akımı olarak şekillendi” (Yanardağ, 2004: 31). Batı’da bu temeller üzerine kurulmuş yeni muhafazakârlık kavramı Türkiye’de tamamıyla farklı olmamakla beraber biraz daha alternatif bir çizgide kurulmuştur.

AK Parti’nin “Muhafazakâr Demokrat” olarak tanımladığı siyasal kimliği birbirine bağlı ve aynı zamanda birbiriyle çelişen iki farklı görünüm sergilemektedir. AK Parti, hem Batı’daki muhafazakâr anlayışı esas almakta hem de bunu toplumsal ve kültürel geleneklere değerlere yaslanarak, kurumsal bir muhafazakârlıktan çok tam olarak ne olduğu açık bir şekilde belli olmayan değerlerin ön plana çıktığı bir muhafazakârlığı benimsemektedir. Bir taraftan modern, değişimci ve yenilikçi bir siyasal çizgiyi öne çıkarırken öbür taraftan geriliğe ve yozlaşmaya direnen bir izlenim uyandırmaktadır. Bu çerçevede, siyasal kimliğinde muhafazakârlık ve demokrasiye birlikte yer veren AKP’nin siyasi kimliğinin medyada nasıl temsil edildiği ve öğretildiği araştırmanın temel problemi olacaktır. Bu sorunsalın temelinde varsayımların üzerine kurulacağı bir ‘yeni muhafazakârlık’ kavramı olacaktır.

AKP örneğini daha iyi anlamak için muhafazakârlığın ve yeni muhafazakârlığın tam olarak hangi söylemleri içerdiğine bakılmalıdır. Muhafazakârlığın asıl vurgusu Aydınlanma devriminin var olan değerleri radikal bir şekilde değiştirmesindedir.  Muhafazakârlık üzerine yapılan tanımlamalardan birine göre “muhafazakârlık, Fransız Devrimi’ne tepki olarak ortaya çıkan ve “modernlik” olarak algılanan tüm gelişmeleri yadsıyan bir ideolojidir. Bu bakış açısına göre muhafazakârlık, eski rejimle özdeşleşen ve eskiye hayran olan, feodalitenin monarşi, kilise ve aristokrasi gibi tüm hiyerarşik yapılarını savunan, aklı küçümseyen, sanayi toplumunun kimi niteliklerine karşı çıkan hareketler anlamında kullanılmaktadır” (Demirel, 2005: 215). Aslında bu tanımlama, muhafazakârlıktan çok eskiye özlem duyan ve geleceğe ön yargılı bir korkuyla yaklaşan tutuculuk, statükoculuk ve gelenekçilik gibi yaklaşımlar için yapılabilir. Dolayısıyla sadece gelecekle ilgili değil geçmişle ilgili kaygılar da taşır.

Öte yandan yeni muhafazakârlar değişime bu derece direnilmiş olunmasına tepkilidirler. Giddens’ın da dile getirdiği gibi “yeni muhafazakârlık ilerlemeci düşünceye karşı olma eğilimi göstermez; bunun yerine bugün ile geleceği ustaca harmanlamaya çalışır” (Giddens, 1996: 32).

Araştırmanın Önemi    

Bu araştırma Türkiye’deki muhafazakârlık algısının zaman zaman yanlış yorumlanmasından dolayı ortaya çıkan sorunlu değerlendirmeleri tartışmaya açacaktır. Yeni muhafazakârlık kavramının televizyon dizileri üzerinden farklı bir açıdan okunmasının yanı sıra bu dizilerdeki birey ve aile modellerinin hegemon değerleri nasıl yeniden ürettiği konusunda tespitlerde bulunulacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye’de medyanın yeni muhafazakâr zihniyeti nasıl kurguladığı hakkındaki çıkarımlar da araştırmayı önemli kılan diğer bir nedendir.

Literatürde daha önce yeni muhafazakârlık üzerine yapılmış araştırmalar bulunmaktadır. Fakat bu araştırmalar genelde tanımlayıcı olmakla beraber yeni muhafazakârlığı diğer akımlarla karşılaştırmalı bir bağlamda ele almıştır. Evrensel paradigmayı ele alan Helmut Dubiel’in “Yeni Muhazakârlık Nedir?” adlı eserinin yanı sıra Merdan Yanardağ’ın “Yeni Muhafazakârlar” adlı çalışması da yeni muhafazakârlık dalgasının ortaya çıkışı ve ABD dışındaki ülkelerdeki nasıl farklı yorumlandığını ortaya koymuştur. Bu iki eser ayrıca Türkiye’nin bu süreci nasıl benimsediği ve siyasi arenada uygulamaya koyduğu yönünde önemli tespitlerde bulunmuştur. Hasan Hüseyin Akkaş’ın “Türk Modernleşme Tarihinde Muhafazakâr Siyasi Düşünce” ve Fatih Türe’nin “Muhafazakârlık, Yeni Sağ ve AKP” başlıklı makalelerinde ise evrensel paradigmadan yol alarak Türkiye’nin modernite ve muhafazakâr söylemler ekseninde yaşadığı toplumsal değişimlerin ele alındığı görülebilir. Bu çalışmaların yanı sıra literatürde yeni muhafazakârlık kavramıyla ilgili birçok tanımlayıcı kaynak bulunmaktadır.

Bu araştırmada yeni muhafazakârlık mevcut literatürden farklı olarak kavramın daha iyi anlaşılabilmesi için somut örnekler üzerinden tartışılacak. Milliyetçilik, militarizm, toplumsal cinsiyet, modernleşme ve oryantalizm gibi kavramların diziler üzerinden incelendiği birçok çalışma vardır. Fakat yeni muhafazakârlık kavramı çeşitli ülkelerde farklı yorumlanmasından ve diğer kavramlara göre daha yeni olmasından dolayı medyanın üretim sürecinde hiç ele alınmamıştır.

Araştırmanın Yöntemi

Araştırmada örneklem olarak ele alınacak diziler seçilirken, 2000’li yıllarda Türkiye’de yayınlanan ve yeni muhafazakâr kavramının içini doldurabilecek derecede karakter, aile ve yaşam modelleri içeren yapımlar olmasına dikkat edilecektir. Bu bağlamda egemen ideolojinin karakterler veya olaylar üzerinden sıklıkla kurulduğu ve 2000’li yıllarda yayınlanan 4 dizi ele alınacaktır. Bu dizilerin hangileri olacağına tam olarak gözlemlendikten sonra karar verilecektir.

Araştırmanın amacına ulaşabilmesi açısından analiz bölümünde niteliksel yöntemlere ağırlık verilecektir. “Niteliksel yöntemler, insan ve grup davranışlarının “niçin”ini anlamaya yönelik araştırmalarda kullanılırlar” (Ergün, 2005). Araştırma kapsamında birey ve aile modelleri gözlemleneceği için davranışların “niçin”ini ortaya koyabilmek adına niteliksel yöntemlerin önemli bir katkısı olacaktır. Niteliksel yöntemler kapsamında temel olarak tematik analize başvurulacaktır. Araştırmanın güvenilir sonuçlar ortaya koyması açısından seçilecek dizilerin senaristleriyle derinlemesine görüşme yapılacaktır.

Araştırma Takvimi

Araştırma, İzmir Ekonomi Üniversitesi 2011-2012 akademik takvimi çerçevesinde 1 Ocak -18 Mayıs arasındaki süreci kapsayacaktır.

1.      Aşama – 2 Hafta (1 Ocak – 24 Şubat)

  • Evrensel ve ulusal literatürün okunması ve yeterli kuramsal temelin oluşturulması
  • Derinlemesine görüşme için senaristlerle iletişime geçilmesi
  • Örneklem olarak ele alınacak dizilerin izlenmesi

2.      Aşama – 3 Hafta (24 Şubat – 16 Mart)

  • Evrensel ve ulusal literatürün okunması ve yeterli kuramsal temelin oluşturulması
  • Derinlemesine görüşmenin yapılması ve çözümlemesi
  • İzlenen dizilerde tematik analizin yapılması

3.      Aşama – 3 Hafta (16 Mart – 6 Nisan)

  • Tematik analiz ve derinlemesine görüşme sonucunda elde edilen verilen raporlanması
  • Araştırma raporunun yazımına başlanması

4.      Aşama – 3 Hafta (6 Nisan-27 Nisan)

  • Araştırılmanın sonlandırılması ve sonuçların belirlenmesi

5.      Aşama – 3 Hafta (27 Nisan – 18 Mayıs)

  • Sunuma hazırlık
  • Araştırma sonuçlarının sunumu

Kaynakça

  • Giddens, Anthony (1996), Beyond Left and Right: The Future of Radical Politics, (Cambridge, Polity Press).
  • Astiz, C.A. (1969), Pressure Groups and Power Elites in Peruvian Politics, London: Cornell UP.
  • Burton, G. (1995). Görünenden Fazlası: Medya Analizlerine Giriş. İstanbul: Alan Yayıncılık.
  • Özerkan, Ş. ve İnceoğlu, Y. (1997). İletişimde Etkileme Süreci, İstanbul: Pan Yayıncılık
  • Hall, Stuart (1997). Critical Dialogues in Cultural Studies: Routledge.
  • Yanardağ, Merdan (2004). Yeni Muhafazakârlar, İstanbul: Chiviyazıları Yayınevi.
  • Alemdar, Korkmaz ve Erdoğan (1998). Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları, Ankara: My Yayınları.
  • Mutlu, Erol (1999). Televizyon ve Toplum, Ankara: TRT Yayınları.
  • Binark, F. Mutlu (1994), “Bir İzleyicinin Televizyon Dizisini Anlamlandırma Tecrübesi”, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi), Sayı 1-2, Gazi Üni. İletişim Fak. Basımevi, Ankara, ss: 187–210.
  • Zebil, Soytok Sabire (1995), Popüler Bir Dizi Film İçerik Analizi Örnek: Bizimkiler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sos. Bil. Enstitüsü Sinema TV Ana Sanat Dalı, İzmir.
  • Bourdieu, P. (1997). Televizyon Üzerine. (Çev: Turhan Ilgaz), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Kellner, Douglas (1992). The Persian Gulf TV War. Boulder (Colorado): Westview Press.
  • Williams, Raymond (1974). Televizyon: Teknoloji ve Kültürel Biçim, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara.

Araştırmada faydalanabileceğim olası kaynaklar

  • Belge, Murat (2009). Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 5 / Muhafazakârlık, İletişim Yayınları, İstanbul.
  • Güler, Birgül Ayman (1996). Yeni Sağ ve Devletin Değişimi Yapısal Uyarlama Politikaları 1980 – 1995, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara.
  • Türe, Fatih (2005). Muhafazakârlık, Yeni Sağ ve AKP,  Eğitim Bilim Toplum, Sayı:12.
  • Ögün, Süleyman Seyfi (1998). Türk Muhafazakârlığının Açık İkilemleri Üzerine, Doğu-Batı Dergisi, sayı:3.
  • Söğütlü, İlyas (2011). Tarihsel ve Toplumsal Bağlamı İçinde Kemalizm, Aydınlanma, Muhafazakârlık İlişkisi Üzerine Bir Derkenar, Doğu Batı Dergisi, sayı: 58.
  • Erler, Özgün (2007). Yeni Muhafazakârlık, AKP ve Muhafazakâr Demokrat Kimliği, Stratejik Araştırmalar Dergisi, sayı:7.
  • Ayan, Ergin (2010). Globalisation-National State Contrarism’s Realities, Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi, sayı:14.
  • İrem, Nazım (2011). Türk Muhafazakâr Modernleşmesinin Sınırları: Kültürcü Özgünlük ve Eksik Liberalizm, Doğu Batı Dergisi, sayı: 58.
  • Dönmez, Rasim Özgür (2011). Adalet ve Kalkınma Partisi: İslamcılıktan Post Kemalist Bir Anlatıya Doğru, Doğu Batı Dergisi, sayı: 58.
  • Aktaşlı, Hasan Ufuk (2011). Türk Muhafazakârlığı ve Kemalizm: Diyabetik Bir İlişki, Doğu Batı Dergisi, sayı: 58.
  • Doğan, Necmettin (2011). Türk Muhafazakârlığının Devlet Algısı: Nurettin Topçu Örneği, Doğu Batı Dergisi, sayı: 58.
  • Bora, Tanıl (1998). Türk Sağının Üç Hali: Milliyetçilik, Muhafazakarlık ve İslamcılık, Birikim Yayınları, İstanbul.
  • Çiğdem, Ahmet (1997) . Muhafazakârlık Üzerine, Toplum ve Bilim, Sayı: 74.
  • İrem, C. Nazım. (1997). Kemalist Modernizm ve Türk Gelenekçi Muhafazakârlığının Kökenleri, Toplum ve Bilim, Sayı: 74.
  • Zürcher, Erik Jan. (1998). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul.
  • Viereck, Peter (1956). Conservatism from John Adams to Churchill, Van Nostrand Reinhold Comp., Princeton.
  • ÇAHA, Ömer (2004). Muhafazakâr Düşüncede Toplum, “Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi Sempozyumu, AKP Yayınları, İstanbul.
  • BENETTON, Philipe (1991). Muhafazakârlık, (çev. Cüneyt Akalın), İletişim Yayınları, İstanbul.
  • LEVITAS, Ruth (1986). Ideology and The New Right, Blackwell Polity Pub.
  • DUBİEL, Helmut (1988). Yeni Muhafazakarlık Nedir?, İletişim Yayınları, İstanbul.
  • YANARDAĞ, Merdan (2004). Yeni Muhafazakarlar, İstanbul, Çiviyazıları Yay.,
  • Habermas, Jürgen (1991). The New Conservatism, The MIT Press, Cambridge.
  • Wallerstein, Immanuel (1998). Dünya Kültürü Diye Bir Şey Olabilir mi?, A.King (Der.), Kültür, Küreselleşme ve Dünya Sistemi, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. 121-139.
  • Başkaya, Fikret (2005). Akıntıya Karşı Yazılar, Özgür Üniversite Kitaplığı, Ankara.
  • Başkaya, Fikret (2008). Paradigmanın İflası, Özgür Üniversite Kitaplığı, Ankara.
  • Özkazanç, Alev (1997). Refah Devletinden Yeni Sağa: Siyasi İktidar Tarzında Dönüşümler, Mürekkep, Sayı:7.
Halil Türkden

Discussion

No comments yet.

Post a Comment

Takvim

July 2014
M T W T F S S
« Apr    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031