//
you're reading...

Main Menu

Bir Kamusal Alan Olarak Sosyal Medyada Kadının Dil Kullanımı / Begüm Uysalefe

Özet

İnternetin bir kamusal alan olup olmadığı konusunda iki farklı yaklaşım vardır. İlk tartışma, sosyal medyanın yeni bir kamusal alan olarak incelenmesine ve bu yeni sanal alan çevresinde kamusal alanın nasıl biçimlendiğini açıklamaya çalışmaktadır. Örneğin; Polat’a göre, bu görüş ‘internetin çevrimiçi müzakerelere yüzyüze iletişim sınırlılıklarından farklı olarak yenilikler getirdiğini ve  bu  yeniliklerin  kamusal  alanın  genişlemesinde  önemli  bir  rol  oynayacağını’  (Polat, 2005:347) savunmaktadır. İkinci tartışma, sosyal medyanın mevcut düzeni yeniden ürettiğini ve kamusal bir nitelik  taşımadığını savlar. Bu yaklaşıma göre internet Habermas’ın idealize ettiği şekilde bir kamysal alan değildir çünkü ‘internet kamunun kullanımına tam olarak  açık değildir. Bütün katılımcıların rasyonel eleştirel kamusal müzakereye erişimleri  konusunda birçok sınırlılıklar mevcuttur. Politik müzakere sürecinin sanal alanda erişimdeki eşitsizlik tabakalaşmaya neden olmaktadır’ (Demircan,2006:33). Bu projenin amacı, bu tartışmalar içerisinde bir parantez açarak sosyal medyada kadının kimliğini, rollerini ve statüsünü incelemek, yeni medyada kadının dili nasıl kullandığını ve kadın temsilinin nasıl yapıldığını araştırmaktır.

 

Bir kamusal alan olarak sosyal medyada kadının dil kullanımı

 

Arka Plan

Kamusal alan kavramı ilk olarak Habermas’la ortaya çıkmıştır, Habermas’a göre kamusal alan belli bir kesimin bir araya gelmesi ve bu alanda tartıştıkları alandır. Jürgen Habermas kamusal alanı, ‘özel şahısların, kendilerini ilgilendiren ortak bir mesele etrafında akıl yürüttükleri, rasyonel bir tartışma içine girdikleri ve bu tartışmanın neticesinde o mesele hakkında ortak kanaati (kamuoyunu) oluşturdukları araç, süreç ve mekânların tanımladığı hayat alanı’ (Habermas, 2005: 20) olarak tanımlamıştır. Habermas, ‘yurttaşların bu pratik söylem katılımı sürecini “kamusal bir  gövde” metaforu ile açıklar. “Kamusal gövde”, yurttaşların kamusal sorunlar hakkında toplanma, örgütlenme, fikirlerini ifade etme ve bunları yayma özgürlüklerini ifade eder’ (Avcı, 2008: 43). Habermas kamusal alanlar içerisinde oluşan ortak kanaati, ‘Geleneksel önyargılar, değerler, varsayımlar, gündelik düşünce biçimleri’ (Avcı, 2008: 41) olarak tanımlamıştır. Fakat modern toplumlarda Habermas’ın idealize ettiği kamusal alan ve kamuoyu bu şekilde işlememektedir. Habermas’ın kamusal alan tartışmalarında Bourdieu, ‘sınıf ethosu’ kavramının gözden kaçırıldığını vurgular. Bourdieu, ‘Farklı sınıf ethosundan hareketle yaratılmış  yanıtlar, siyasal  sahada yorumlandıklarında farklı  bir anlama sahip olabilirler’ (Bourdieu, 1995: 179) der. Alankuş’a göre; ‘asıl sorun kamusal alanın homojen, farklılıklardan arınmış, herkesin eşit ve ayrımcılığa katılabildiği nihayet eğer uygun bir medya ortamı da bulabildiyse ortak akıl işe ortak iyiye ulaşılabilecek bir alan olarak dolayısıyla demokrasinin de oydaşmacı bir demokrasi olarak tasarlanmasıdır.’ (2008: 128). Sınıf farklılıkları ve kamusal alan hakkında diğer bir tartışma ise Habermas’ın kadın ve erkegi kamusal alanda farklı tanımlamasıdır. Benhabib, Habermas’ın tanımlamış olduğu kamusal alan ve özel alanda kadının konumlandırılışına eleştiri getirir.

 

‘Kamusallık, kamusal alan ve kamusal iletişim üzerine her kuramın özel ile kamusal alanlar arasında  bir ayrım yapmasından dolayı Batı siyaset felsefesi  geleneğinde kamusal ile özel alanlar arasında yapılan bu ayrımların  kadınları  ve kadınlara ait  görülen ev işleri, çocuk  ve yaşlı  bakımı, çocuk yetiştirilmesi gibi etkinlikleri “özel alana” hapsettiğine ve  bunları  kamusalın gündeminin dışında tuttuğuna işaret eder’ (1996:253).

 

Benhabib’in de eleştiri getirdiği gibi günümüz toplumlarında egemen olan ataerkil yapılar içinde kadınlık hakkında olumsuz kodlamalar yapılmaktadır. Kadın özel alanlara sıkıştırılmakta ve ikincil görülmektedir. Kadının aşağılanması ve  nesneleştiriliyor olması toplum tarafından içselleştirilmiştir ve kadına dair bir çok stereotip üretilmesine neden olmuştur. Benhabib’in de söz ettiği gibi; kadın ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımı,  gibi konulara itilmiştir. Habermas’ın idealize ettiği kamusal alana eleştiri getiren ve kamusal alanda sadece tartışma yürütülmediğini savunan Nancy Fraser, ‘kamusal alandaki söylemsel etkileşimin toplumsal eşitsizliklerin etkilerinden korunamayacağını, bu nedenle kamusal alandaki müzakere süreçlerinin hakim grupların lehine, bağımlı grupların aleyhine işleyeceğini öne sürer’ (Fraser, 2004: 52). Dolayısıyla kadın, eşitsizliklerin olduğu kamusal alan içerisinde yaratılan kadınlık modelllerine göre şekillenmiştir. Kadın  toplumda hep baskıya maruz kalmıştır bu nedenle kadınların, davranışları, konuşmaları, giyimleri kısacası günlük yaşantıları erkeklere göre daha kısıtlıdır. ‘Erkek, değerli, güçlü ve üstün kavramlarıyla; kadın, boyun eğen , köleleşen ve bağımlı olan kavramlarıyla özdeşleştirilir’ (Adler, 1999: 43). Başka bir deyişle, kadın kamusal alanda kendini daha zor ifade etmekte ve özgürce davranışlar sergileyememektedir. Çelik’e göre ‘Ataerkil yapı, miras,  mülkiyet, aile ve evlilik kurumlarını  sistemin bir parçası  ve devamlılık unsuru  olarak geliştirmekte bu bağlamda kadın ve erkek rollerini de  düzenlemekteydi. Kadın tamamen ev içi bir varlık olarak görülmekte ve birçok sosyal, hukuksal haktan mahrum bırakılmaktaydı’ (Çelik:2008:3). Kadın erkeklere göre, kamusal alandan uzakta tutulduğu ve özel alanda varolduğu için, evinde kendini özgür ve rahat hissetmektedir. Aynı zamanda kadın, kendi gibi özel alana hapsedilen hemcinsleriyle birlikte zaman geçirirken de biraz daha özgürce davranışlar sergileyebilmektedir. Fakat, kadınlık rolünü uyguladığı eşinin yanında, ailesiyle birlikteyken kısacası kadınlık rollerini yerine getirirken onun için belirlenmiş kalıplar içerisinde davranışlar sergiler. Buna pararel olarak, erkeklerin, kadınların en küçük cüretkar davranışları karşında bile aşırı tepkiler (küçük düşürücü tepkiler) verdiği söylenebilir. ‘Kitle iletişim araçları ile dayatılan kadın imajı, toplumda kadına yüklenen rollerle özdeşir’ (Mora, 2005: 14). Dolayısıyla kadınlar, kendilerine biçilen kadınlık rollerini daha da benimsemekte ve bu kısır döngü sürekli yeniden üretilmektedir. Çünkü, insanlar doğdukları günden itibaren gerek tercih edilen oyuncaklar, gerekse renklerle, kısacası sosyal çevrenin etkisiyle kadınlık ve erkeklik rollerini içselleştirmektedir. Bu araştırmada, kadınların, uzakta tutulmuş olduğu geleneksel kamusal alanı, sosyal medya sayesinde yeniden keşfedip keşfetmediği ve özgür alanda, çevre baskısı olmadan gezinim sağlayıp sağlayamadığı sorgulanacaktır.

 

İnternetin bir kamusal alan olup olmadığı konusunda iki farklı yaklaşım vardır.  İlk tartışma, sosyal medyanın yeni bir kamusal alan olarak incelenmesine ve yeni sanal alan çevresinde kamusal alanın nasıl biçimlendiğini açıklamaya çalışmaktadır. Bu tartışma içerisinde Polat, ‘internetin çevrimiçi  müzakerelere yüzyüze iletişim sınırlılıklarından farklı olarak yenilikler getirdiğini ve  bu  yeniliklerin  kamusal  alanın  genişlemesinde  önemli  bir  rol  oynayacağını’ (Polat, 2005: 347).  savunmaktadır. Kamusal alan olarak sosyal medya, bireylerin kendini daha rahat ifade edebilecekleri, daha çok farklı düşünceler bulabilecekleri ve aynı zamanda bu düşünceler etrafında küçük kamusal alancıklar oluşturabilecekleri yer olarak tanımlanabilir. Benzer bir şekilde, Demircan’a göre ‘internet belli bir sorun etrafında birleşen  toplulukların aynı düşünceyi paylaşan ve destekleyen katılımcıların politik katılımını cesaretlendirmektedir. Bu  çevrimiçi  topluluklar  rahat  ve  ucuzca  birlikte  olma  bakımından avantajlıdır’ (Demircan, 2006: 32). Aynı zamanda Wilhelm’a göre ‘internetteki  katılımın bir özelliği olan ‘anonimlik,  politik çevrimiçi müzakerede insanların görüşlerini sunmada özgür olmasına neden olmaktadır’ (Wilhelm, 1998: 315). ‘İnternet fikirlerin daha açıkça ifade edilmesine ve katılımcılar arasında rahatça değişimine vesile olmaktadır’ (Papacharissi, 2002: 6-10). İkinci tartışma ise, sosyal medyanın mevcut düzeni yeniden ürettiğini ve kamusal bir nitelik  taşımadığını savlar. Bu tartışmaya göre, sosyal medya alternatif bir kamusal alan oluşturmamaktadır. Demircan’a göre ‘internet kamunun kullanımına tam olarak  açık değildir. Bütün katılımcıların rasyonel eleştirel kamusal müzakereye erişimleri  konusunda birçok sınırlılıklar mevcuttur. Politik müzakere sürecinin sanal alanda  erişimdeki eşitsizlik tabakalaşmaya neden olmaktadır’ (2006: 33). ‘Çevrimiçi tartışmalar süreci parçalı ve  merkezilikten uzak bir kamusal alan oluşturmaktadır’ (Demircan, 2006:33,34).

 

Teknolojinin gelişmesi, yeni medyanın ortaya çıkışı, ve bu yeni teknolojilerin toplumlar tarafından kulanılış şekilleri sosyal medyada ifade özgürlüğünü genişletmiştir. ‘Sanal kamusal alanda katılımcılar  açık erişim, gönüllü katılım, statüden soyutlanan katılım, devletin iktidarından  bağımsızlık  gibi  kamusal  alanın  ölçütlerini  içeren  iletişim  sürecinde  bulunabilmektedir’ (Rheingold, 1993: 10-14). Bu nedenle yeni medyayı kullanan insanlar düşüncelerini geleneksel biçimde tanımlanmış kamusal alanlara göre sosyal medyada daha rahat dile getirebilmektedir. ‘Yeni iletişim araçlarıyla oluşan kamusal alan akılcı ve eleştirel müzakereyi ortadan kaldırmamaktadır’ (Demircan, 2006: 7). Yeni medyada süregelen tartışmalar, gerçek kimlik üzerinden yapılabildiği gibi anonim kimlikler üzerinden de sürdürülebilir. Rheingold’a göre, ‘İnternetin sanal dünyasında yürütülen karşılıklı iletişimde kimlikler gerçek  dünyada olduğu gibi sabit ve görünür değildir. Burada konuşanlar birbirlerinin nasıl  göründüğünü, kim olduğunu bilemezler ve aradaki tek iletişim dili metin dilidir’ (Rheingold, 1993: 56). Buna ek olarak, bireylerin günlük yaşantısındaki çevresini sanal ortamda da görülebilir. 

Bu çalışmada sosyal medyada kadının; statü, rol ve ‘kadın olma’ durumundan ötürü düşüncelerini – geleneksel kamusal alanlarda yaşanan duruma benzer bir şekilde – erkekler kadar rahat dile getirip getiremediği sorgulanacaktır. Sosyal medyada bireyler kendilerini ifade ederken veya bir konuyu tartışırken internet üzerindeki, blog sayfalarını ve tartışmaya açık mecraları kullanmaktadır. Bu sayfalara, Facebook, Twitter, online chat odaları örnek verilebilir. Yeni medyada, kullanılan dil, fotograf gibi kimliği belli eden ögeler genellikle geleneksel kamusal alanda olduğu gibi sosyal medyada da kadının ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olmaktadır. Kadının sosyal medyada varolan arkadaşları, takipçileri, çevresi kadının; özgür konuşmaları ve davranışları karşında; ayıplama, utanç ve hafif görme gibi kadına dair yaratılmış stereotipleri sosyal medyada da yeniden yaratmaktadır.  Bu durum karşısında kadınlar sosyal medyada kimliklerini gizli tutmaktadırlar.

Bilgisayar dolayımlı iletişimde kimliklerin etkileşmesi kendine özgü bir dil  yaratmaktadır. Bu dil herkesin okuyabileceği bir alanda yani internette aleni bir  şekilde okunmayı beklerken çeşitli etkilere maruz kalmasına neden olmaktadır. Bu  etki bilgisayar iletişiminde bireylerde, kimliklerle oynamanın yeni olanaklarına  erişilebilir. Cinsiyete ilişkin bilgiler görünür olmadığı için kullanıcı, cinsiyetini  başkalarına  tanımlamada  özgür  olabilmektedir (Demircan, 2006: 44).

Sosyal medyada bazı kadınlar dile getirmek istediklerini kendi kimliklerini saklayıp gizli (anonim) kimlikler üzerinden dile getirirler. Buna örnek olarak, Türkiye’de büyük fenomen olan Pucca ve French Oje örnek verilebilir. Kadın, hem kadın olduğunu belli ederek hem de kendi kimliğini saklayarak, kadın üzerinde yaratılmış kadınlık rollerininden kaçtığı varsayılmaktadır. Gizli kimlik inşaası üzerinden kadınlar yaratılan stereotiplere alternatif olarak daha farklı ve eril bir dille kadının sesini duyurmaya çalışmaktadır. Dil, erkeklere ait, ağırlıklı olarak erkekler tarafından şekillendirilmiş, erkek bakışaçısını yansıtan bir sistemdir. ‘Dil veya kullanımı, cinsiyetçi olup; kadının değerini düşürür. Dil veya eğitim, adalet gibi söylem üreten tüm kurumlar, erkek gücünü yansıtıp, onu tipik örnek, kadını da atipik bir örnek olarak sunarlar’(Akal, 1987: 49,50). Ayrıca, değinilmesi gereken bir başka nokta da şudur; Toplumda kadının kullandığı dil, o denli içselleştirilmiştir ki, kadın kendini ifade ederken bile erildir, çünkü kadının argo dili kullanılmayarak yozlaşmış ve neredeyse yok olmuştur.

 

Bu çalışma kapsamında kadının gerek kamusal alanda, gerekse sosyal medyada daha örtük/üstü kapalı bir dil kullandığı varsayılmaktadır. Fakat sosyal medyada geleneksel kamusal alana göre kadın cinsellik temsilini daha açık bir dille ifade edip edemediği ve bunu yaparken gizli kimlik inşasında bulunup bulunmadığı araştırılıcaktır.

Amaç:

 

Projenin temel amacı; kadının sosyal medyada cinsel içerikli dili nasıl kullandığını tartışmaya açmaktır. Kadının geleneksel kamusal alanlarda kullandığı dili yeni oluşan dijital platformlarda nasıl kullandığını ve şekillendirdiğini araştırmalarla ortaya koymaktır.

Geleneksel kamusal alanlara göre sosyal medya daha yeni bir oluşumdur. Sosyal medyada birey davranışlarının geleneksel kamusal alanlara göre daha farklı olduğu düşünülmektedir, Bu araştırma kapsamında bireylerin davranışlarının sosyal medyada nasıl şekillendiği incelenecektir. Çalışmanın amacı geleneksel bir kamusal alan olarak sosyal medyada daha geleneksel kamusal alanlara nazaran kadın davranışlarının farklılıklar gösterip göstemediğini ortaya koymaktır. Bu çalışma doğrultusunda yapılıcak olan analizler ve görüşmelerle kadını odak noktaya alarak dil kullanımı ve kamusal alan olarak sosyal medya incelenecektir.

 

Yöntem:

Bu araştırma, sosyal medyada insan davranışlarını temel alır. İnsan davranışları bir çok duruma göre farklılık gösterir. Buna ekonomik, kültürel farklılıklar gibi  birçok örnek verilebilir. Dolayısıyla sosyal medyada da, insan davranışlarını analiz etmek fazlasıyla zordur. Bu noktada bu veriyi analiz etmenin en iyi yolu niceliksel veriye dayandırmaktır. Bu araştırmada ilk olarak içerik analizi yapılacaktır. Niceliksel verinin varlığı, birey davranışlarının ve metinlerin objektif olarak analiz edilmesi önemlidir ve bu yolla sayısal veriler elde edilecektir. Bu çalışmada, case study olarak bir tartışma alanı olan twitter ele alınacaktır.  Twitter’da cinsel dilin varolduğu belli ana başlıklar taratılıp, rastgele seçilen mesajlar incelenecektir. Böylece, bu mesajları atan kişilerin, anonim isimlerinden veya kendi kişisel isimlerinden yola çıkarak, kadınların cinsel içerikli dili kullanımı ve bu dili nasıl kullandıkları araştırılıcaktır. Bu başlıklardan bazılar seksokuludiyalogları ve ereksiyon’dur.

 

Kadın

Erkek

Gizli kimlik

Kadın gizli kimlik

Erkek gizli kimlik

Cinsel ilişkiden söz etme

Örnek: Seks, seks yapmak, ilişkiye girmek,sevişmek

Pozizyon, porno, brazzers

Kapalı dil

 

Açık dil

 

RT kapalı dil

 

RT açık dil

 

       Cinsel ilişkiden açıkça söz edilmesi

Örnek: Girmek, sokmak, vermek

Açık dil

Kapalı dil

Cinsel organlardan sözedilme

Örnek: Penis, vajina, prezervatif, sperm, meme, göğüs

 

Açık dil

Kapalı dil

Fetiş dil

RT fetiş

Cinsel ilişkideki güç ilişkisi

Örnek: Boşalmak, bakirelik, azmak, azdırmak

Sahip olma ele geçirme

Üstünlük kurma

Ayıplama

Örnek: Bu tarz şeyleri konuşmak ne kadar ayıp, bu tarz konuşmalar sadece Türkiyede olur. Kadınlar artık bunları mı konuyuşuyor.

Geleneğe ters

Kadınlar konuşmamalı

Toplam

 

 

Derinlemesine Görüşme

İkinci bir yöntem olarak, sosyal medyada içerik analizi sonuçlarına göre, sosyal medya ve tartışma alanı olarak blog yazarları ile derinlemesine görüşme planlanmaktadır. Derinlemesine görüşmede şu konu başlıkları ele alınacaktır.

 

  • Bireylerin neden anonim kimlikleri tercih ettikleri/ amacı
  • Bu bireylerin ayrıca kimliklerini açık ettikleri başka profileri olup olmadığı
  • Çevresinden birinin anonim kimliğini farkedip fatketmediği etmediği ve verilen tepkiler
  • Anonim kimlikler kullanırken kendini doğal ve özgür hissediyor mu?
  • Anonim diğer kimliklerle buluşuyor mu, fiziksel kamusal alan yaratımı var mı?

Burada nasıl konuşmalar geçiyor?

Söylem analizi

Üçüncü bir araştırma metodu olarak, sosyal medyada kimliğini gizleyerek blog hazırlayan ve daha sonra kimliğini açık ederek yaygın medyada ve kamuoyunda büyük ilgi toplayan ‘Pucca’ takma isimli blogcunun vermiş olduğu röportajların söylem analizi yapılacaktır. Söylem analizi, bu araştırma için önemlidir çünkü Pucca, Türkiye’de, sosyal medyada büyük bir fenomen olmuştur ve  kimliğini belli ettikten sonra aldığı tepkiler bu anlamda çok önemlidir. Bu veriyi analiz etmek için söylem analizi gereklidir.

 

Sınırlar ve Kısıtlar:

 

Sosyal medya çok geniş ve sınırsızdır, zaman darlığı nedeniyle bu konu hakkında belli dört başlık incelenecektir. Dolayısıyla sosyal medyanın sınırsız olduğunu düşündüğümüzde alınan örneklem azdır. Sosyal medyada bireyler kendi kimliklerini oluştururken kendi kimliklerini yansıtmayan mesajlar paylaşır. Kendilerini farklı cinsiyet üzerinden tanımlayabilirler. Fakat sosyal medya sonu olmayan ve kesin/net sınırların çizilemediği bir mecradır. Dolayısıyla sosyal medyada kendini farklı cinsiyet üzerinden tanımlayan bireyleri tespit etmek içerik analizi ile imkansızdır. Buna ek olarak, bu akademik çalışmada, tercih edilen yöntemlerden bir diğeri ise kimliğini gizleyen ve kamusal alan olarak sosyal medyayı kullanan kadınlarla derinlemesine görüşmedir; bu görüşmeler esnasında katılımcılar sorulara cevap vermek istemeyebilir. Bunun yanı sıra, bu araştırma kapsamında lezbiyen, homoseksüel biseksüel ve transseksüel bireyler araştırma dışında bırakılıcaktır, sadece kadın kullanıcılara yoğunlaşılacaktır.

 

 

Temel Kaynaklar

Bu araştırma dört temel çalışma alanından faydalanacaktır:

  1. Kamusal alan çalışmaları
  2. Kadın çalışmaları
  3. Sosyal Medya çalışmaları
  4. Dil ve Temsil çalışmaları

 

  • Habermas Jürgen(1962) Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü: Burjuva Toplumunun Bir Kategorisi Üzerine Araştırmalar
  • Daniel Gaxie, Guy Michelat, Hülya Tufan, Jean-Paul Gremy, Patrick Champagne, Pierre Bourdieu(1995) Kamuoyu, kimin oyu? 
  • Fraser Nancy(1989) Unruly Practices: Power, Discourse, and Gender in Contemporary Social Theory
  • Calhoun Craig J.(1995) Critical Social Theory
  • Foucault Michel (1980) Power, Knowledge, Discourse
  •  Derrida Jacques(1974) Of Grammatoloji
  • Bourdieu Pierre(1991) Language and Symbolic Power
  • Butler Judith(1999) Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity
  • Jameson Fredric(2002) Dil Hapishanesi Yapısalcılığın ve Rus Biçimciliğinin Eleştirel Öyküsü

 

Zamanlama

Bu araştırmanın tamamlanma süreci 5 ay olarak planlanmıştır. Proje, Ocak 2012’de başlayacak ve Mayıs 2012’de tamamlanacaktır.

 

Adım 1 (Ocak 2012)

Konu hakkında ayrıntılı kaynak taraması

  • Sosyal medya
  • Kamusal alan
  • Kamusal alan olarak sosyal medya
  • Kadın ve kamusal alanda kadının temsili
  • Dil ve temsil

 

Adım 2 (Şubat 2012)

  • İçerik analizinin yapılması
  • Derinlemesine görüşme için zaman ayarlanması
  • Derinlemesine görüşme yapılacak kişilerin tespit edilmesi
  • Çalışmanın yazımı

 

Adım 3 (Mart 2012)

  • Derinlemesine görüşmelerin yapılması
  • Söylem analizinin yapılması
  • Çalışmanın yazımı

 

Adım 4 (Nisan 2012)

  • Araştırmalar sonucunda verilerin analizi
  • Çalışmanın yazımı

 

Adım 5 (Mayıs 2012)

  • Çalışmanın toparlanması ve teslimi

Kaynak Taraması:

Alankuş Sevda (2008) Başka Bir İletişim Mümkün 1: Bildiriler, Sevilay Çelenk (ed.) Bia Yayınları, Ankara

Adler Alfred(1999) Cinsiyetler Arasında İşbirliği, Çev. Seçkin Sadi, Payel Yayınları, İstanbul (syf. 13)

Akal, Cemal Bali(1994): Siyasi İktidarın Cinsiyeti, İmge Yayınları, İstanbul, (syf. 40)

Avcı Artun, (2008) Türkiye’de kamusal alan ve Televizyon: Vatandaş televizyonundan tüketici televizyonuna dönüşüm süreci, Marmara Üniversitesi

Bingölce Filiz (2001) Kadın Argosu Sözlüğü, Metis Yayınları, İstanbul

Bauman Zygmunt(2003) Liquid Love, Polity, USA

Bourdieu, Pierre(1991) Language and Symbolic Power, Harvard University Press

Bourdieu, Pierre(1995), Kamuoyu Yoktur,  Kamuoyu Kimin Oyu? İçinde, Haz.Hülya Tufan, Kesit yayıncılık,  s. 177-188

Browne, Donald R(2005) Ethnic Minorities, Electronic Media and the Public Sphere. A Comparative Study, Hampton Press, NJ

Butler, Jutler(1999) Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity, Routledge, New York

Butler Judith(2004) Undoing Gender, Routledge, London

Calhoun Craig J.(1994) Social Theory and The Politics of Identity, Wiley-Blackwell

Calhoun Craig J.( 1992) Habermas and the Public Sphere MIT Press, London

Castells Manuel(2004) The Network Society. A Cross-cultural Perspective, Edward Elgar Publications, UK

Chris Beasley(2005)(ed.) Gender and Sexuality; Critical Theries and Critical Thinkers, Sage Publications, New York

Cornel SandvossC. Lee Harrington(2007) Fandom: Identities and Communities in a Mediated World, NYU Press, NY

Cesteau Michel(1998) Practice of Daily Life,University of California Press

Çelik, Özlem(2008) Ataerkil Sistem Bağlamında Toplumsal Cinsiyet ve Cinsiyet Rolleriin Benimsenmesi, Gazi Üniversitesi, Ankara

Deborah Cameron(1998) The Feminist Critique of Language: Routledge,NY

Demircan Birol(2006) İnternet ve Kamusal Alan: Kamusal Tartışma Zemini olarak Çevrimiçi Forumlar, Ankara Üniversitesi

Erdelyi, Matthew Hugh (1985) Psychoanalysis: Freud’s Cognitive Psychology. A series of books in psychology. New York, NY

Erdem, Özge (2009) Femist Kuram ve Angela Carter ile Emma Tennant’ta Gotik ve Kadın Kimliği Bağlantısı, Ankara Üniversitesi, Ankara

Fraser  Nancy(2003) Redistribution or Recognition, A Political-Philosophical Exchange, Verso, London

Fraser Nancy(2004) “Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek”, Kamusal Alan, çev. Meral Özbek, Hil Yayınları, yay.,İstanbul

Fraser Nancy(1989) Unruly Practices: Power, Discourse, and Gender in Contemporary Social Theory, Verso,Londo

Frost Liz (2001) Young Women and The Body, A Feminist Sociology, Palgrave Macmillan, NY

Flew Terry (2005) New Media:An Introduction. Oxford University Press, South Melbourne, Victoria, Australia.

Fornas J, Klein K., Ladendorf M., Sunden J., Sveningsson(2002) Digital Borderlands, Peter Land Publishing, NY

Foucault, Michel(1996) Impossible prison. In Sylevere Lotringer (Ed.), Foucault live (Interviews,1961-1984) (Lysa Hochroth & John Johnston, Trans.), New York

Giles Judy(1995) Women, Identity and Private Life in Britain, Macmillan, London

G. Dines, Jean M. Humez(ed.)(2003) Gender, Race and Class in Media, A  Text- Reader Sage Publications, London

Habermas Jürgen(2005) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü, çev. Mithat Sancar, Tanıl Bora, İletişim Yayınları, İstanbul

Rendall Jane(1999) Women and the Public Sphere, Gender and History Retrospect and Prospect, Blackwell Publications, London

Karaçor Süleyman(2009) Yeni İletişim Teknolojileri, Siyasal Katılım, Demokrasi, Yönetim ve Ekonomi, Sayı:2

Kramarae Cheris(1981) Women and Men Speaking: Frameworks for Analysis. Newbury House Publishers, Rowley: MA

Lorber Judith(2010) Gender Inequality, Oxford University Press, NY 

McDowell Linda(1999) Gender Identity Place. Understanding Feminist Geographies,  Polity, UK

Penelope Brown(1976) Women and Politeness: A new perspective on language and society, Routledge, NY

Rybas Natalia, Radhika Gajjala (2007) Developing Cyberethnographic Research Methods for Understanding Digitally Mediated Identities, School of Communication Studies, USA 

Mora Necla, Kitle İletişim Araçlarında Yeniden Üretilen Cinsiyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, Mayıs, 2005

Polat, R. K., (2005), “The Internet and Political Participation”, European Journal of  Communication, S.20(4), s. 436-459.

Seda Çakar Mengü, (2004) Televizyon Reklamlarında Kadına Yönelik Oluşturulan Toplumsal Kimlik, İstanbul Üniversitesi İletişim Yayınları

Sterling Anne- Fausto, (2000) Sexing the Body; Gender Politics and the Constructuion of Sexuality, Perseus Books Group

Şimşek Burcu(2006) Kadınlararası Konuşma Sürecinde Toplumsal Cinsiyetin Dil Üzerinden Sergilenmesi, Ankara Üniversitesi, Ankara

Tarhan Nevzat(2006) Kadın Psikolojisi, Nesil Yayınları, İstanbul

 

 

Takvim

November 2019
M T W T F S S
« Apr    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930